Bakan Egemen Bağış Malatya'ya geliyor
Muhatap belediye değil
Bürokrat politikacılığa soyunursa
Malatya kanlı ellerini çek artık!
24 Mayıs 2012 Perşembe
KARİKATÜR
Mukadderat
Hasan Yiğitler hasanyigitler@gmail.com
Tosuncuk terimi (bildiğim kadarı ile) rahmetli Uğur Mumcu’ya aittir.
Yazar Çetin Altan’ın, sakalları ve kerametleri kendilerinden menkul oğulları için kullanılmıştı. Hemen belirteyim ki, Çetin Altan –edebi anlamda- kalemine hayran olduğum yazarlardan biridir. Eğer anlamak isterseniz, sizin onlarca yıl düşünüp de ifade edemediğiniz her şeyi birkaç cümle ile ifade edebilir. Korkunç bir birikimi ve Allah vergisi müthiş bir zekası vardır.
(Her ne kadar son zamanlarda, ege sahillerinin sineklerinin, kuzey kutbu buzulları üzerindeki olumsuz etkisi üzerine yazıyorsa da durum böyledir.)
Türkiye Solu’nun simge isimlerindendir. TİP milletvekili iken verdiği mücadele ve o mücadele sürecinde sergilediği namuslu duruşun örneği dünyada azdır.
Ancak, çoğu zaman olduğu gibi bu düzey insanların çocukları –ilginç bir şekilde- şanssızdırlar. Herkes onlardan babalarının tavrını, duruşunu, ferasetini, erdemini bekler. Çetin Altan’ın çocukları da yaşamları boyunca belki bu beklentilerin altında ezildiler. İçinde pişmeleri gereken sol ortamda, bilmiş, eğitimli ve allame çok olduğu için hep ikinci sınıf kaldılar. Buldukları ilk fırsatta da kendilerini sağa atıverdiler.
12 Eylül ve arkasından rahmetli Özal’ın temsil ettiği askeri dönem, karakter yapısı itibariyle bir çıkmazın içinde debelenen zahiri sol entelijensiya için büyük bir fırsat yarattı. Devletimiz ve onun arkasındaki güçler, ağzına sol kelimesini alan her namuslu insanı bir şekilde ekarte edince, bu tip yavrucuklar da içinde yetiştikleri, ama hep kendilerini dışına atmak için can attıkları bu meşakkatli ortamdan, renkli, debdebeli ve rahat görünen sağ cenaha kendilerini atıverdiler. Kendilerine bu ortamı sağlayan asker, sopasını arkasına gizleyip yerini başıbozuk (sivil anlamında) yoldaşlarına devredince de bunlar, askeri lanetleyerek, askerin halefi olan ve kökünde uluslararası emperyalizmin tahsildarlığı görevini üstlenen yeni iktidar(lar)ın gönüllü müttefikleri ve savunuları oldular.
Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Zamanla geliştiler. Artık açıkça emperyal güçlerin kontrolündeki AKP oluşumunun geri hizmet saflarındaki yerlerini aldılar. Mehmet ve Ahmet Altan kardeşler işte bu oluşumun simge isimlerindendirler. Bunlardan birisi, parasının pulunun nereden geldiği belli ol(may)an bir gazetede, kendisine verilen görevleri harfiyen yerine getiriyor, kendisine cepheden gönderilen her türlü bilgi, belge ışığında, her türlü provokatif eylemin mutfağında çalışıyor. Memleketimize de, “…ulan böyle bir evladım olacağına kör ocak kalayım…” dedirtecek yeni yetme levazım erleri yetiştiriyor.
Diğer kardeş, (tabii ki sakalı ile beraber) koalisyon protokolü gereği, normalde selam vermeyeceği, paylaşacak bir şeyinin olması mümkün olmayan, -evlenme programlarındaki tabirle- bir kalem pil kadar bile elektrik alamayacağı, araziye uymayı meslek edinmiş kökten dinci neo tosuncuklar ile birlikte yayın hayatımıza katkı sağlıyordu.
Kendisine ara sıra, bunun dışında da görevler verilirse onları da yerine getirmek için büyük çaba sarf ediyordu. Bunların en önemlilerinden biri (Sn. Devlet Bahçeli’nin tabiri ile) on bir kötü adamla beraber, bir polis mekanında Kürt Açılımı adı altında bir tiyatro oyunudur. Tam biz hizmet adamı!
Ancak Mehmetçiğimi aniden, bir çitme ile kapının önüne fırlatıverdiler! Şimdi, (tabii ki sakalı ile birlikte), bulabildiği her fırsatta, ağlamaklı bir sesle eski sahiplerine yalvarıyor! İnliyor, sızlanıyor!!! (Hali içler acısıdır ve buna içilir)! Sahi ne olmuştu da 2. cumhuriyetin fikir babası, yetmez ama evetçilerin öncüsü, Kürt açılımının (kötü) kanaat önderi Mehmetçik, birden tukaka oluvermişti?
Bunun cevabı şu soruda gizli. Mehmetçiğim, siz Pennsylvania’nın neresindensiniz?
Yükleniyor...
|