19 Kasım 2017 Pazar

Kısa bir gün

Kemal Uysaler

Kemal Uysaler

E-Posta : kuysaler@yahoo.com

Binlerce yıldır kültürlerin damıtıldığı, tarihin saflaşıp billurlaştığı ve doğanın bütün güzelliklerini cömertçe bahşettiği bir coğrafyadır, Anadolu.

Bir fırsat bulup, Malatya’dan çıktım ve şöyle bir seyre daldım birkaç köşesinden Anadolu’yu.


ÖNCE ARAPKİR

Arapkir, bende derin hatıraları olan ilk öğretmenlik yıllarımın ve evliliğimin gerçekleştiği yer, hatıralar sıcak ve canlı.

Arapkir, yıllar sonra da yine küçük bir meydan olarak kalmış. Bu meydanın etrafında toparlanan ve geleceğini kurgulamaya çalışan samimi, dürüst ve çalışkan insanların sıcak bakışları ve gülüşleri beni eski yıllarıma götürdü. Ne var ki, bu kısa zaman diliminde, sadece bir öğrencimle ayaküstü konuşup, buradan ayrıldım.

Kartal yuvasını andıran bir tepede kurulan ve Arapkir’e 23 km. uzaklıkta olan Ocak Köyü, Arapkir ve Kemaliye yolundan gelip geçenleri seyrederken, gizli sırlarını sessizce izler gibi adeta!
Ocak Köyü, İzmir Selçuk İlçesi Şirince Köyü’nden sonra; Türkiye’nin ikinci güzel köyü seçilmiş, yeşillikler içinde tarihi yapıları ve temizliği öne çıkan bir köy; Ocak Köyü, bir köy değil, eskinin bir külliyesi; Hıdır Abdal Türbesi, Cem Evi, Ali Gürer Müzesi, Köy Kütüphanesi, Konferans Salonu, Camileri, Hamamları, Okulu, Çeşmeleri, Kültür Derneği ile yeninin de bir kültür merkezi adeta. İşte bu güzellikleri bir çırpıda gezdim, köylülerle sıcak sohbetler yaptım ve Hıdır Abdal ile ilgili bilgiler aldım. 

Hıdır Abdal, 13 Yüzyılda Moğol mezalimi ile karşı karşıya kalan Anadolu’nun bu zor günlerinde, Anadolu’ya bir ışık, bir kurtarıcı, bir moral kaynağı olarak Ahmet Yesevi’nin gönderdiği Hacı Bektaş Veli’nin manevi dünyasından esinlenmiş, Peygamber Soyu’ndan ve Karaca Ahmet’in evladıdır.

Hıdır Abdal Sultan Ocağı’nın aynı zamanda ruh hastalarına şifa dağıtan bir ocak olduğunu ve köy adının da bu nedenle “Ocak” konulduğunu öğrendim.

Ocak Köyü’nden ayrılıp, dağları ve tepeleri 40 km. aştıktan sonra iki dağ arasına sıkışmış, bütün renklerin yeşil olduğu, küçük ve şirin bir ilçe olan Kemaliye’ye ulaştık.

Yine tarih, yine kültür ve yine doğa iç içe geçmiş ve insanı sımsıkı kucaklayıp sarıyor. 

Tarihi evlerin önünden ve tarihi yollardan geçerek, tarihe mal olmuş su değirmenini gördüm; buradan da Kemaliye’nin daha batı yöresinde bulunan, Prof.Dr. Ali Demirsoy ve TÜBİTAK çalışmaları sonucunda Kemaliye ve çevresinde bulunan envanteri içeren ve Türkiye’nin ilk doğal müzesi olan, Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksek Okulu içindeki Prof.Dr. Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesi’ni büyük bir ilgi ve hayranlıkla izledim, kısa notlar aldım.

Müzeden ayrılıp, dünyadaki ABD’nin Colarado Canyonu’nda ve Alplerdeki benzer kanyonlardan olan “Karanlık Kanyon”da; sizleri taşıyorum dercesine bir başka mağrur, bir başka gururla uzayıp giden Keban Barajı’ndaki çağlayana kadar olan güzergâhta bir bot gezintisi yaptık.
Keman Barajı’nın derinliklerinde kaybolmadan çıktığımız ve başımızı döndüren Kanyon gezisinden sonra, adeta bulutlarla iç içe geçmiş bir köydeyiz. 

Burası; öğretmen, şair, oyun yazarı, siyasetçi, halk kültürü alanında çalışmalar yapmış, Karacaoğlan ve Yunus Emre’nin hayatlarını araştıran; Nerdesin, Rüzgar, Selam Olsun, İlk Uykular gibi şiirleri olan ve “Orda Bir Köy Var, Uzakta” şiirine konu olan Ahmet Kutsi Tecer’in köyü Apçağa Köyü’ndeyiz. 

Gruplar halinde tırmandığımız Seyir Tepesi’nde, çocuk sesleri ve kuş cıvıltıları arasında, çaylarımızı yudumlarken, güneşin batışını seyre dalarak, adeta yaşadığımız bütün olumsuzlukları geride bıraktık.

Bir kısa güne sığdırılan bu kadar güzellikler var mı? diye sorarsanız, yanıtım evet vardır, olur ve derim ki; işte tarih, işte kültür, işte doğa ve işte insanlarımız…

Gezi boyunca, aynı yerlerde ve aynı ortamlarda Suniler ve Alevilerle oturup sohbetler ettim, dertleştim. Gördüm ki; geçmişimiz ortak, dertlerimiz ortak ve geleceğimiz ortak: o zaman bizlere neyin kavgasını verdirtmeye çalışıyorlar, evet neyin kavgasını? diye sormadan edemiyorum.
Her türlü ayrımcılığı ve ayrıcaklıklığı nefretle ve şiddetle kınıyor ve lanetliyorum. Ben, bu güzel ülkemde, güzel insanlarla huzur ve barış içinde ve bir arada tarihimi, kültürümü ve doğamı doya doya yaşamak istiyorum.


04 Haziran 2014 Çarşamba 17:41
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA