19 Kasım 2017 Pazar

Bir zamanlar Malatya

Kemal Uysaler

Kemal Uysaler

E-Posta : kuysaler@yahoo.com

Ben hiçbir şey sormadan

Yanıma oturup

Anlatmaya başladı

İhtiyar:

Bir zamanlar Malatya, adeta yeşil bir deniz görünümündeydi, dedi ve anlatımını sürdürdü.

Dallarında leyleklerin yuva yaptığı ağaçlar,

Kokuları etrafı saran akasyalar,

Dalları özgürce uzayan iğde ağaçları,

Dallarında açan çiçekleriyle baharı müjdeleyen kayısı ağaçları,

Yol kenarlarındaki insanlarla iç içe geçmiş çınar ağaçları,

Dans edercesine bulutlarla kucak kucağa sarılan kavaklar,

Arıların bir konup, bir kayboldukları asma dalları,

Kelebeklerin arka arkasına yarışırcasına uçuştukları çiçekler,

Her rüzgâr esişinde, yaprakları, koro halinde bir armoni oluşturur gibi hışırtılar çıkaran ve insanda özgürlük esintileri yaratan milyonlarca ağaç.

Çağlayan su seslerinin kulaklarda yansıdığı yemyeşil bir Malatya…

Malatya’nın baharını yaşamak bir ayrıcalıktı, dedi, heyecanlandı ve kendinden geçercesine ellerini iki yana açarak, tekrar anlatımına başladı.

Güneş, ben varım dercesine; yükseklerde, yalnız ve pırıl pırıl, bazense; beyaz ve dumansı bulutların arasından güler bibi yüzünü göstererek, özgürlüğünü yaşarken, olanca sıcaklığıyla toprağı ısıtır.

Yakın tepelerdeki karların erimesiyle oluşan sular, derelerde çoğalarak akmaya başlar. Sular, derelerin geniş yerlerinde nazlı; dar yerlerine geldiğinde de coşarak, önlerine kattıkları odun parçalarını uzak yerlere sürükleyerek, götürürler.

Dere kenarlarında bulunan söğüt ağaçlarının alt tarafları, suların çoğalmasıyla suların içinde kalır; dalları ise, suda birkaç metre sürüklenir, suyun şiddeti azalınca da bir sarkaç gibi tekrar eski yerlerine gelirler.

Toprak, üzerinde akan suları doya doya emerek, suya olan hasretini giderir. Derelerin sığ yerlerinde ve toprak üzerinde yer yer biriken sular, öğle saatlerinde güneşin çökmesiyle birlikte buharlaşır, gökyüzünde oluşan beyaz bulutlar, güneşi beyaz bir yorgan gibi örterler.

Bahçelerdeki ağaç dallarında açan beyaz ve pembe renkli çiçeklere konan kelebekler, çiçekler arasında kendi güzelliklerini görmek istercesine sürekli olarak yakın dallardaki çiçeklere geçerler.

Dallar arasında görülmesi zor olan serçeler, yuvalarına bir şeyler götürmek için sürekli çırpınıp dururlar. Ağaç dallarındaki çiçekler; kelebekler, serçeler, yerde rengârenk açan çiçekler ve çiçekler arasında uzayan kırmızı gelincikler ve beyaz papatyalar, seyredenlere doyumsuz bir güzellik tattırırlar.

Siyah inci taneleri gibi ardı ardına dizilmiş karıncalar, bir düğün alayı oluştururlar sanki. Bir telaş, bir telaş görülmeye değer. İnce uzun bir yolda gidip gelirler, önlerine aldıklarını birkaçı birden yuvarlayıp götürmeye çalışırken; daha fazla sayıda olanlar da tuttuklarını hep birlikte götürmeye çalışırlar. Yuvalarının giriş yerlerinde ufaltılmış toprak tanelerinden yükseltiler oluştururlar. Dar alanlarda çok sayıda yuvalar var ama karışıklığa meydan vermeden, her karınca kendi yuvasına yönelir.

Daha çok kiraz dallarındaki çiçekleri seçerek bu çiçeklere konan arılar, bazen tek başına; bazen de birkaçı bir arada, çiçekler için ayrı bir güzellik oluştururlar. Her çiçeğe konmak için bir yarış başlatmışlar gibiler. Arıların hepsi aynı boydalar ve hep aynı hareketi tekrarlayıp dururlar. Sanırsınız ki, kondukları çiçekleri incitmekten korkuyorlar.

Üzüm bağları, bir yeşil deniz olmuşlar, alabildiğine uzayıp gider. Başlangıç ve bitiş yerleri ve aralarındaki sınırları da belli değil. Serçeler, kelebekler ve arılar, sürüler halinde yeşilliklerin arasında kaybolup, tekrar ortaya çıkarlar.

Başlarında taçlarıyla rengârenk olan ibibikler, özgür ve yalnız olarak ve birbirlerine yakın yerlerde karınlarını doyurmak için yem ararlar. Havalanmaya veya yere inme anlarında da o güzel sesleriyle, bizlerde varız der gibi ötüşürler. Keklikler, ötüşleri ile avcılara cesaret verircesine yakınlarda olduklarını belirtir gibi adeta yanlarına çağırırlar.

Bütün ovayı kaplayan ve ovaya canlılık katan ekinler, yeşilden mora dönüşmeye başlarlar. Başak tutan ekinlerin boyları oldukça büyür ve rüzgâr vurdukça, rüzgârın önünde bir ritim halinde eğilip doğrulurlar.

Yaylalara doğru çıkıldıkça sıkça rastlanan kır çiçekleri ve tüm yaylayı kapsayan yeşillikler arasında, siyahlı beyazlı kuzular, bir birleriyle oynaşarak, çok uzaklara kadar giderler. Analarının melemelerine koşarak gelip adeta itaat ettiklerini böylece gösterirler, diyerek anlatımını bitirdi.

Kemal UYSALER

04.05.2015-İZMİR


07 Mayıs 2015 Perşembe 11:26
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA