23 Kasım 2017 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve bizim kadınlarımız

Kemal Uysaler

Kemal Uysaler

E-Posta : kuysaler@yahoo.com

Tarih öncesi dönemlerde, erkek ve kadın arasında yapılan işbölümünde toplayıcı olan ve erkekle sosyal ve ekonomik alanlarda eşit durumda olan ve İlkçağ’da da köleleştirilen kadın, Kilise tarafından Ortaçağ boyunca ve Yeniçağ’ın ortalarına kadar bir cadı olarak değerlendirilmiş, engizisyonun verdiği kararlarla da binlercesi ateşte yakılmış ve giyotinde can vermiştir.
Asırlardır, Müslüman olduklarını ileri süren erkekler, İslamiyet’i kendi çıkarlarına araç ederek, kadınları ikinci sınıf kategorisine katıp, kendi egolarına köle yapmışlardır.

Oysa İslamiyet özgürlük demektir; İslamiyet, özgürleşmek için mazlumun zalime karşı mücadelesi demektir.

İslamiyet, kadın erkek ayrımını ve sınıflaşmayı da ret ederek; sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı vaat eder.

Farklı coğrafyalarda, farklı dinlerde yaşayan ve farklı düşüncelerin mahkum ettiği kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda varlıklarını hissettirmeleri, çalışma koşullarının iyileştirilmeleri ve emeklerinin karşılığını alabilmeleri yönündeki mücadeleleri, 19. uncu yüzyılın ortalarında başlamıştır.

Kadınlar bu alanlardaki ilk eylemlerini, ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında yaptılar. Bu eylemde yeterli sonuç alamadılar. Ancak eylemlerini 8 Mart 1908 günü greve giderek sürdürdüler. Eylem sırasında fabrikada çıkan bir yangında 129 kadın hayatını kaybetti. Kadınların eylemleri, aynı yıl diğer sanayi kollarında da kendisini gösterdi.

Ülkemizde, 1921 yılında, “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanılan 8 Mart, 1975 yılında ise daha da yaygınlaşmıştır.

“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programında Türkiye’de etkilenmiş ve 1975 yılında, “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapılmıştır.

8 Mart 1984 yılından itibaren ülkemizde, çeşitli kadın örgütleri tarafından, Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlanmıştır.

19.uncu yüzyılın ortalarından günümüze gelinceye kadar, dünyada ve ülkemizdeki kadınlar; eşitlik, bağımsızlık, ekonomik, sosyal ve politik haklar, daha iyi çalışma ve yaşama koşulları elde etmek için mücadeleler vermekte ve çalışmalar yapmaktadırlar.

2015 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaşandığı bu günlerde kadınların durumlarına bakalım:

Bosna’da, Makedonya’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de ve diğer yörelerde milyonlarca kadın ve çocuk denecek yaştaki kızlar, tacizlere ve tecavüzlere uğradılar, dul kaldılar aç, fakir ve yoksulluğa mahkûm edildiler.

Ülkemizdeki kadınların durumlarına gelince;

Giymesine, gülmesine, gitmesine karışılıyor,

Reklam ve siyaset aracı yapılıyor,

15-25 yaş arasındakilerden %60’ı eğitim almıyor,

Dört milyonu okuma yazma bilmiyor,

Her 5 kadından 2’i şiddet mağduru.

Fiziksel veya cinsel şiddet mağduru kadınların oranı %42’dir.

Lise ve üstü eğitim gören kadınların %25’i şiddet mağduru.

Şiddete uğrayanların oranı sekiz yılda yüzde bin dört yüz artıyor.

Ayrıca kadınlarımız;

Sürekli şiddete, tacize, tecavüze ve cinsel istismara uğruyor,

Hakarete uğruyor, namus ve töre uğruna öldürülüyor,

Sokak ortalarında kurşunlanarak öldürülüyor,

Boğazları ve bacakları kesilerek bedenlerinden ayrılıyor,

Parçalanan bedenleri çöp bidonlarına atılıyor,

Cinnet öylesine artı ki, artık tecavüze uğrayan kadınlar yakılıyor,

Son 5 yılda erkekler, 1134 kadını öldürdü,

Her gün 64 kişi cinsel suçlardan mahkûm oluyor,

Cinsel saldırı, taciz ve istismar suçlarından mahkûm olanların sayısı 23 bini geçmiş durumda.

Ülkemizde kadınların elde ettikleri 1926 medeni ve 1930-1934 siyasi haklar, her ne kadar yasalarla güvence altına alınmışsa da; yasalar karşısında eşit olmak pratik yaşantıda yeterli olmuyor. Zira kadınlarımızın öz güvenleri gelişmemiştir. Bunun nedeni kadınlarımızın emirlerle, tehditlerle, baskılarla, yasaklarla ve korkularla yönlendirilmiş olmalarıdır.

Kadınlarımızın bu tür davranışlara boyun eğmemeleri için; gerek sosyal hayata, gerek siyasal hayata, gerekse ekonomik hayata hazırlanmalarında bilinçlendirilmeleri gerekir.

Ülkemizde, kadının değerini, kadın kendisi bilecektir; hiç bir kuruluşun ve kişinin aracı olmayacaktır.

Dileğim: kadınlarımızın her türlü taciz ve şiddetten arındırılmış, her türlü haklara sahip ve sahip oldukları hakları kullanan ve öz güvenlerine kavuştukları bir dünyada, hak ettikleri ve layık oldukları sevgi ve saygıyı görmeleridir.

Bu dileklerimle, ülkemizdeki ve dünyadaki kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.  
Yazımı, Mersin Tarsus’ta vahşice işlenen bir cinayetle kaybettiğimiz evladımız Özgecan için yazdığım bir şiirimle bitiriyorum.

ÖZGECAN
Ben, sayamadım…
Var mı sayan?
Bu kaçıncı şiddet,
Bu kaçıncı zulüm,
Bu kaçıncı ölüm,
Bu kaçıncı yıldız kayan,
Kaçıncı sırada yer alıyor,
Saydınız mı?
Özgecan…

 


07 Mart 2015 Cumartesi 15:12
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA