19 Kasım 2017 Pazar

Zoraki misafir!

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

Malatya’mızın yeni misafirleri Suriyeliler!
 
Misafirin başımızın gözümüzün üstünde yeri var. Ama doğrusunu isterseniz bunlar senin benim misafirlerim değil! Gelin hikayelerine bir göz atalım. 
 
Adamlar, köylerinde, kasabalarında iyi kötü geçinmekte idiler. Beşşar Esad, 
Başbakanın dünyada nadir rastlanan samimi arkadaşlarından biriydi. İlişkiler süperdi. Cumhuriyet tarihinde Suriye ile Türkiye arasında ilk defa sorun yoktu! 
 
Başbakan, saygıdeğer eşini alıp Esad’a misafir gidiyordu. Yalaka medya, reklam olsun diye iki hanımefendinin neler konuştuklarını, nerelerde alışveriş yaptıklarını yazıyor, çiziyor, görüntülüyordu! Allah şahidim, şahsen ben bir şeyi de kabullenmekte zorluk çekiyordum.
 
Suriye Devlet Başkanının eşi, giyim tarzı, oturuşu, kalkışı, konuşma tarzı, her türlü davranışı ile tam bir Avrupalı görüntüsü verirken bizim hanımefendi her bakımdan Arap havası yansıtıyordu.  Keşke bu iki ülkeyi hiç tanımayan bir kişi bulsak sorsaydık: 
 
- Hemşerim, bak hele! Bu hanımların hangisi diktatörün eşi, hangisi Cumhuriyet kadını? 
 
Başbakan, Suriye ile aramızda vizenin kalktığını müjdelerken, Suriye’nin yönetimini yere göğe sığdıramıyordu. Dersiniz ki Beşşar bunun küçük kardeşi, aileden biri! Yengemizin ağzından da Esad Ailesinin yamyam olduğuna dair tek kelime duymadık! 
 
Ne oldu ise oldu. Bizimkiler birden BOP dediler! Beşşar, birden oldu bir gaddar yamyam! 
 
Başbakan Esad’ın diktatör olduğunu o zamana kadar bilmiyor muymuş? 
 
Ya da Hanımefendi, çarşı pazar el ele gezdiği, birlikte çocukları kucaklayıp sevdiği kadının, halkının kanını emen bir vampire olduğunu yeni mi öğrenmiş? 
 
Ya da bizim evvelzamankalbursaman Dışişleri Bakanı, bunlara fazla yaklaşılmaması gerektiğini kulaklarına fısıldamamış mı? Ya da ne bileyim bizim gedikli eskisi istihbaratçımızın kulağına, bu ülkedeki sorunlarla ilgili bir şey çalınmamış mı? 
 
Birden bire bu güruh ayağa kalkıp dün elinden tuttukları, birlikte keyif çattıkları adamın kellesini istemeye başladılar, savaş tamtamları çalmaya başladılar! Çünkü AB(D) öyle buyurmuştu! Bunların birisini sevmeleri için, birine saygı duymaları için ondan korkmaları gerekiyordu! Bunların felsefesi buydu! 
 
Bizim Dışbakan zaten olayların 500 (yalnız beşyüz) yıl gerisinde idi! 
 
Amirleri, Başbakanın kulağına fısıldadılar. Dediler ki: 
 
- Bu Beşşar gidici! Bir haftalık ömrü var! Sen de hem Müslüman, hem de Arap ülkelerinde lider olmak istiyorsan, önce sen vur! Biz arkandan geliyoruz! 
 
Tuttular, ortak sınırımızın 900 km olduğu komşumuzun içine çomak soktular! Hadi kendileri, sırtını dönen dostlarına arkadan hançer saplamakta bir mahzur görmeyecek bir zihniyetin sahibi idiler, ama Türkiye’yi de komşularının iç işlerine karışan, komşu ülkelerindeki terörist unsurlara yardım ve yataklık eden bir ülke konumuna düşürdüler! 
 
Sınırlarımızı sonuna kadar alçaklara, rezillere, katillere, ırz düşmanlarına açtılar! 
 
Yandaşlar, rezil katillere, ırz düşmanlarına yardım için kampanyalar açtılar! 
 
Bu ülkenin aklı başında insanları bunları uyardılar! Hiçbir sesi, hiçbir namuslu uyarıyı dinlemediler! İnsanları birbirine kırdırmakta hiç duraksama göstermediler! Bir sürü insanı yerinden yurdundan ettiler! 
 
Bir önemli mesele daha var! Şu anda bizim en uzun sınır komşumuz Kürtler oldu. Nedeni basit! Sınırın iki tarafındaki insanlar aynı insanlar. Birbirlerinin akrabası. Bunlar bizim insanlarımız. Adamlar bu kargaşada, kendi bölgelerini koruyorlar. Kendi çaplarında bir yönetim oluşturuyorlar. Bu da onların en doğal hakkı! Burası Rojava. 
 
Gelin görün ki insanları birbirine kırdırmaktan çok hoşlanır hale gelen yetkililerimiz tutup onlarla savaşsın diye açık açık terör örgütlerini destekliyorlar! An Nusra bunların bilinen unsurlarından biri! İçinde her türlü milletten insan var! Çoğunlukla da daha önce cihad için ayaklandırıp bire kadar kırdırdıkları azınlıkların içinden gelen, meslekleri sadece öldürmek olan katil sürüsü! Kıçlarına bir cihad yapıştırmışlar, şimdiye kadar bir tek insani eylemleri yok! Bunlar gelip Suriye’de oranın halkına karşı savaşıyorlar! 
 
Peki ne işi var kardeşim bu katil sürüsünün orada? Yerleri değil, yurtları değil! 
 
Bunların amacı da iyi değil! Bunlar açık açık mezhep çatışması peşindeler! Yani İslam Dünyası’nın altına dinamit koyuyorlar! Bunlar paralı katiller! İşte bizim devletimizin, aynı coğrafyanın insanlarına karşı katliam yapsınlar diye destekledikleri bunlar! 
 
Malatya’da 10 bine yakın sığınmacı olduğu söyleniyor!
 
Bizi kandırdıkları gibi, onları da kandırmışlar, umutları ile oynamışlar, yerlerinden yurtlarından etmişler! Türkiye’deki sayıları 500 binin üstünde! İşin daha kötü bir tarafı var. Bu garibanları yerinden yurdundan edenlerin amaçları insani falan değil! Bunlar, bir politik amaç için yollara düşürüldüler, şimdi elimizde kaldılar! 
 
Şimdilik önlerine bir dilim ekmek koyarak ve Kur’an kursu açarak idare ediyoruz! 
 
Ancak bu hep böyle gitmeyecek! Asıl sorunlar bundan sonra başlayacak! 
 
 


16 Eylül 2013 Pazartesi 14:24
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA