19 Kasım 2017 Pazar

Yoksulların Kalemşoru: Cumali Cumalioğlu

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

 Bal olan soyadını değiştirmiş olduğunu öğrendiğimde sormuştum.

-Neden Cumalioğlu?

-Abi dedi. Ben bu soyadını bulana kadar çok düşündüm. Sonunda ismimi soy adı olarak kullanırsam, benden sonraki kuşaklar da ismimi yaşatmak zorunda kalır diye bunda kara kıldım!

-İyi de Cumali, sen öldükten sonra sulbünden türeyen bir uyanık çıkıp bu sefer kendi ismini kullanırsa ne olacak?

Cumali Cumalioğlu böyle ince ve ilginç düşüncelerin sahibi idi işte.

Boyundan, görünüşünden, kılığından hiç umulmayacak kadar birikimi vardı. Hiç birimizin ayıramayacağı kadar zamanı internet ortamında geçirirdi.

Her zaman itiraf ederim. Şiirden anlamam, gençlik yıllarımdaki meşhur birkaç dize hariç şiir bilmem. Okumam. Ama Cumali sık sık bana A4 kâğıdına basılmış kendi şiirini verince onları illa ki (bir kez) okurdum. İşin sanat tarafını bilmem ama etkileyici olduğunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim.

Ailesinin tamamına yakınını onunla tanışmadan çok önce tanımıştım. Hepsi ile samimiyetim vardır. Bir dönem gerçekten rahatsız olan yeğeni için yazdığı bir şiiri bana vermişti. Yine bir kez okudum. Yeminle söyleyebilirim ki ilk defa bir şiir beni SARSTI! Samimiyetime güvenerek biraz çıkıştım. Bu kadar trajik bir anlatımın kendisini ve etrafındakileri mutsuz edeceğini söyleyerek de eleştirdim. Bir de ricada bulundum.

-Çocuğun annesine gösterme!

Bir zaman sonra büromda çalışırken yanıma gelen bir misafir, birden hüngür hüngür ağlamaya başladı!  Adamcağız masamın üstünde evrakların arasında o şiiri bulmuş, okumuş, ağlıyordu! Yanında bulunan eşine de okudu! O da başladı ağlamaya! Ne Cumali’yi görmüşlerdi, ne de yeğenini tanıyorlardı!

CUMALİ CUMALİOĞLU DAMARDAN GİRMİŞTİ!

Şiirlerinde her türlü olumsuzluğa karşı sert bir dil kullanırdı ama vallahi duygu yüklü, merhametli bir insandı!

Onunla tartışmaya girerseniz, bayağı bayağı entelektüel birikimi olduğunu fark ederdiniz.

Aynı yerde oturuyorduk. Denk gelirse de otobüste, minibüste yan yana otururduk. Yanına oturduğumda sıkıldığını düşünürdüm. Çünkü yol boyunca yanından hiç ayırmadığı sudoku ile uğraşmayı seviyordu. Ruh halini iyi bildiğim için, sudokusunu çıkarıp çözmesini  isterdim! Hiç ikilemezdi!

Tam bir Avrupa Birliği vatandaşı gibi davranırdı. Her zaman siz’li hitap eder, -babası olsa- araya bir mesafe koymayı hiç ihmal etmezdi!

İnternette sitesi vardı. Bir gün taa İsanbul’dan bir bayan hayranı, çocuğunu da almış, yüz yüze tanışmaya gelmişti. Yanlış anlaşılır diye veya tevazu nedeniyle kimseye söylemedi, ben de söylemedim. 

Cumali’yi tanımadan bu şair takımının bazı ortak özellikleri olduğunu bilmezdim. İsmi lazım değil, halamın oğlu da böyle şiirle uğraşan biriydi. Bizim halaoğlunun başından geçenlerin anlatılması imkânı yoktur. İtalya’nın bilmem neresinden dağlar, tepeler, ormanlar, polisler, polis köpekleri geçerek yaya İsviçre’ye geçtiğini anlatırdı da bir insanın ne kadar şanssız olabileceğine iyi bir örnek teşkil ederdi. Kısaca başından geçenlerin pişmiş tavuğunkinden fazla olduğunu söyleyeyim de siz anlayın. Halaoğlu da şiir yazardı. Tavrı, olaylara bakışı, insanlara davranış biçimi tıpatıp bizim Cumali Cumalioğlu gibiydi! Her şeye aşık, her şeye kızgın, her insana tepkili ama içi sevgi dolu! Yoksulluktan ve edebi bir ortamın uzağından gelip bu ŞİİR işine bulaşanların hemen hepsinde benzer özellikler oluşuyor demek ki!

Yumuşak yumuşak konuşurken birden PAAAT diye ortaya bir laf atarlar, ya da bir şiir okuyaları tutar! Yandı gülüm keten helva!

Sevgili Cumali de öyleydi. Felsefi konuşur, konuştuğunuz laflardan anlam çıkarır v.s… Bunların bir özelliği de şudur:

 KAFALARINI KESSENİZ DOĞRUYU  SÖYLERLER!

Şu içinde bulunduğumuz ortamda bu tip insanların mutlu olması kolay mı?

Cumali Cumalioğlu’nun ölümü de ilginç ve ŞAİRANE oldu vallahi!

Durup dururken, sudoku çözer gibi sessizce!

2009’da yazdığı şiire bakar mısınız?



Geçti ömrüm yaprak yaprak
Çağırmadan kara toprak
Kimi günler neşe, şakrak
Gel demeden gelesim var!

Cumali'yi yoldaş seçip
Çocukluktan ani geçip
Ayrılık şerbeti içip
Yaşlanmadan ölesim var

Şaka gibi! 





05 Haziran 2014 Perşembe 14:39
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA