19 Kasım 2017 Pazar

Kara dayı Vahap Şahiner

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

Malatya’da ortalıkta bir sürü kişi dolaşır. Ama bu vilayete gerçekten hizmet eden isimsiz kahramanlar vardır. Bunlardan birisi, geçenlerde kaybettiğimiz Vahap Şahiner’dir. 

Arapgir’de –her zaman gurur duyduğum mesleğim- tarım teknisyeni olarak birlikte çalışırken tanıdım.  

Bir arkadaş nasıl olmalı diye bir soru sorsanız kusursuz cevabı o idi. 70’li yılların sonu olan çalkantılı, olaylı, kardeşin kardeşi tanımadığı korku ve endişe dolu günlerdi. Kimsenin kimseye güveni yoktu. Kendisine “Dayı” diye hitap ederdim. Kara Dayı!

Çok kısa zamanda kaynaşmış, birbirine sırt dayayan iki kaya gibi olmuştuk. Aslında siyasi görüşlerimiz, yaşama bakış açımız bire bir örtüşmüyordu. Ama insanların bu ülkede birlikte yaşamasının bir yolunu bulmaları gerektiği şeklinde bir asgari müşterek bizi birbirimizin vazgeçilmez arkadaşı yapmıştı bile. 

Fazla siyasi tartışmaya girmezdi. Memleket meselelerinin; uluorta, olur olmaz yerde ve zamanda ortaya atılıp üzerinde gevezelik edilecek konulardan daha fazla bir şey olduğunu anlatmaya çalışırdı. 

Malatya Tarım İl Müdürlüğü’nde, tekrar birlikte çalışmaya başladığımızda, Kara Dayı’mın düşünsel anlamda birkaç merhale kat etmiş, insanları bir araya getiren bir mıknatıs halini aldığını hayretle görmüştüm. Birleştiricilik onun karakteri olmuştu! Çelebi tavrının yanı sıra efendiliği üzerine tek söz edilemez hale gelmişti. Odası, her çap ve ebatta insanın, arkadaş olabildiği, görüş ayrılıklarının sihirli bir şekilde buharlaştığı bir mekân haline gelmişti. Yine her konuda çok ama çok az konuşuyordu. En saçma sapan insanların en saçma sapan laflarını bile can kulağı ile dinliyor, dinletiyordu. İnsanları lehim gibi kaynaştırıyordu! Bulunduğu ortamda huzur vardı. 

Arkadaşlığı, mertliği, delikanlılığı tartışılmazdı. İnsanların birbirlerine veya başkalarına husumet duymalarına tahammül ve müsaade etmezdi. En çok nefret ettiği şeyler, ispiyonculuk ve gıyaptı! 

Arapgir’de iken, -benim bulunmağım bir ortamda- densizin biri ile aralarından bir tatsızlık çıkmış. Kabadayı geçinen adamın elinden silahını (beylik tabanca) almıştı. Bir daha densizlik etmeyeceğine söz verip kendisinden özür dilemeden adamın silahını vermemişti. Verirken de içinde bulunduğum birkaç arkadaşının hatırı için verdiğini söylemeyi ihmal etmemişti. Silahın üzerine gözü kapalı yürüyecek kadar cesur olduğu halde onun kavga edebileceğine kimse ihtimal dahi vermezdi! 

Kayısı denince akan sular dururdu. O dönemde yetişmiş, sayıları birkaçı geçmeyen teknisyen arkadaş gibi meyveciliğin özellikle de kayısının inciğini cinciğini bilirdi. Çünkü kendisi bir bahçe sahibi idi. Hem teorik olarak ama özellikle de pratikte kayısı hakkında bir otorite olduğunu onu tanıyan her kes bilir. Bilgiyi ayağa düşürmezdi!  Bildiği ile övünmezdi. Derya olduğu bu konuda da tevazudan, erdemden asla taviz vermezdi. Onun bilgisi açık büfe gibiydi. Kime ne kadar lazımsa gelip almasını isterdi!

Şu kadarını söyleyeyim ki Vahap Şahiner’in odasında kayısı üzerine sohbetini dinleyen birçok kişi, duydukları bilgi kırıntıları ile seminerler verdiler, broşürler hazırladılar, ortalıkta uzman diye kasılarak gezdiler! Bir gün ağzını açıp serzenişte dahi bulunmadı! 

Babasının erken ölümü nedeniyle, genç yaşından itibaren kendisini ailesine adadı. Kardeşlerine, eşine ve çocuklarına bu kadar düşkün birine -şahsen ben- hiç rastlamadım. Sanırım bu yüzden, çok ileri düzeyde yer alabileceği, söz sahibi olabileceği sosyal yaşamdan tedricen ve sessizce uzaklaştı. Kendisini, ailesine, bahçesine ve çok sevdiği mesleğine verdi. 

Aramızdan ayrıldığını duyduğumda, inanmamayı, doğrulamaya çalışmamayı, bilmezlikten gelmeyi tercih ettim. Ancak birkaç gün içinde Kara Dayı’mın acısı beni yerden yere vurdu! 

Tanıyanlar bu yazdıklarımın ne kadar yetersiz olduğunu hemen tespit edeceklerdir!

Fıtratım gereği, ölümü fazla trajik bulmam! Ağıt yakmam! Ancak bu sefer bir hal oldum, iyice yoldan çıktım! 

Sebebi, çok sevdiğim bir arkadaşımı kaybettiğimden değil! 

Vahap Şahiner gibi cevherlere layık oldukları değerleri vermiyoruz! 

Kadirlerini, kıymetlerini bilmiyoruz! 

Bilgilerinden, insanlık değerlerinden yeterince istifade etmiyoruz! 

Ona yanıyorum! 

Ona yanarım!

 


11 Ekim 2013 Cuma 00:36
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA