19 Kasım 2017 Pazar

Dr. Mehmet Alp

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

İki ay kadar önce bir iş için Mersin’e gitmiştim. İş vesilesi ile Sayın Doktor Mehmet Alp’i gördüm. Tanıştım desem de olur. Ben onu yıllar önceden tanıyordum ama o beni tanımıyordu. Yanında sevgili oğlu Gazi de vardı. Zaman elverdi. Oturup epey sohbet ettik. Tabiidir ki Doktor Mehmet Alp’i belli bir yaşın altındakiler tanımaz, bilmez. Sanıyorum Seksenli yılların başlarında Malatya’dan ayrılmış gitmişti. Sayın Alp’in 

Malatya için hangi anlama geldiğini anlatmaya çalışayım. Emeksiz Caddesinden yukarı çıkın. Bir ara Soykan Grubunun idare binası olarak kullanılan binada bir Özel Hastane vardı. İşte Mehmet Alp, o hastanenin sahibi ve başhekimi idi. O zaman Malatya’da iki özel hastane vardı. Diğer hastane  (sanıyorum hala duruyor) Hastane Caddesi üzerinde idi. Sahibi ve Başhekimi Sayın Dr. Muhittin Turgut idi. 

Yetmişlerin ilk yıllarından itibaren bu iki hastanenin Malatya için anlamı, birer sağlık kurumu olmalarının çok ötesinde idi. O yıllardaki toplumsal gerilim had safhada idi. Önceleri, ufak tefek kavgalarla başlayan olaylar, gitgide önce karşılıklı yaralamalara, daha sonra da ölümlere sebep olmaya başladı. Özellikle 78’den sonra durum çok vahim bir hal almıştı! Allah bir daha göstermesin! Hele 12 Eylül 1980’in hemen öncesinde, Malatya’da hemen her gün birden fazla kişinin ölümüne tanık olduk! Yanlış hatırlamıyorsam, 10-11 Eylül günü vurularak ölen insan sayısı 10’dan fazla idi! Birileri tarafından toplum öyle bir ayrıştırılmıştı ki, kimsenin kimseye güveni kalmamış, her kes birbirine kuşku ile bakmaya başlamıştı! 

O günlerde, yaralanan veya ölen sağ görüşlü insanlar, Kışla Caddesi’ndeki hastaneye, sol görüşlü insanlar ise Emeksiz’deki hastaneye kaldırılırdı. Her iki hastanenin başhekimi de cerrahtı. Yaralılar, acilen ameliyata alınır, tedavileri yapılırdı. 

Ölüm halinde ise cenazeler ayrı ayrı hastanelerden alınır, ideolojik olarak mensup olduğu kişi ve kuruluşlarca bir yürüyüşler düzenlenirdi! Gerilim, daha da artar, her kes birbirine daha bir kuşku ile bakardı! Sakın, ölen veya yaralanan insanların birer militan veya birer siyasi şahsiyet olduğunu düşünmeyin. Öyle olanlar yanı sıra bu işten mağdur olan dünya kadar kendi halinde, sadece bir fikir taşıyan insan da vardı. Bu tatsız durumu anlatmayı uzatmayayım. Derken, bir askeri rejim geldi veya getirildi! Demokrasinin üzerinden silindir gibi geçirildi. 
Sonradan öğreniyoruz ki, askeri bir müdahaleye gerekçe olması için, darbeciler, bu olayları ya tahrik ve teşvik etmişler, ya da en azından önlenmesi için müdahil olmamışlar, halk, illallah dedikten sonra, müdahale etmişler ve bizi kurtarmışlar! 

Sevgili okurlar ve özellikle her görüşten genç insanlar! 12 Eylül olarak geçiştirmeye çalışılan o dönemde askerler, önce idareyi kendileri yürüttüler, demokrasiyi falan yerle bir ettiler, arkasından onları destekleyen güçlerle birlikte tamamen kendilerinin seçtiği ve güvendiği sivillerle devrettiler! Bizi bugün idare edenler de işte o 12 Eylül’ün türevleridir! 

Durup dururken bunları neden anlatma gereği duydum! Genç insanlarımız yakın tarihimizi hiç bilmiyorlar, birileri onların bilmemesi için özel bir gayret sarf ediyor! Birileri de onların bilgisizliğinden yararlanıyor, malı götürüyor! 

Bakın o dönemde herhangi bir düzeyde siyaset yapan, örgütsel faaliyetler de şu veya bu şekilde yer alan insanların çoğu bundan ders çıkardı! O gün birbirine can düşmanı gibi bakan pek çok insan bu gün yakın arkadaştır! Yüzlercesini sayabilirim. Ama her zaman olduğu gibi firikçiler de havayı kokladılar, kimin iktidara yakın olduğuna bakıp oraya yanaştılar, bakara makara diyerek dini duyguları, “tek bayrak, tek vatan” diyerek milli duyguları istismar ettiler, riyakârlar o dönemin mağduru falan değiller! Millet birbirini kırarken bunlar kim güçlü ise ondan yana tavır aldılar! Asker geldi postalını yaladılar! Asker ortadan kaybolunca da erkek kesilip darbe karşıtlığına soyundular! Hep mağduru oynadılar! Hem sıktılar, hem bağırdılar! 

Bu günlerde, suçüstü halinde yakalanan bir güruh, yargıdan ve adaletten kurtulmak için, toplumu ayrıştırma çabası içindedir! 

Yukarıda kısacık bir bölümünü anlatmaya çalıştığım olayları görmüş, bu konulara kafa yormuş biri olarak söylüyorum! Ayrımcılık bu toplum için çok tehlikelidir! Hangi siyasi görüşten, hangi etnik kökenden, hangi dini veya mezhebi gruptan olursanız olun bu oyuna gelmeyin! Bu toplum bu filmi daha önce gördü ve insanlar çok bedel ödedi! 

Dr. Mehmet Alp’in anlattığı bir kıssa ile bitirelim. Bir gün, çocuğun birisi vurularak yaralanır. Polis, adına bakar: Barış! İsminden bunun solcu olduğuna karar verirler ve Mehmet Alp’in hastanesine götürürler. Doktor, yaralıyı ameliyata alır, gerekli tedavi süreci başlar. Gece yarısı bir grup hastanenin önünde toplanıp sloganlar atmaya başlar. Meğer yaralanan genç ülkücü imiş ve ülkücüler yaralının kendilerine verilmesini isterler! Bir kısmı, yaralı gencin o hastanede öldürüleceğine bile inanmış! 

Olaylar büyüme eğilimi gösterince, Dr. Mehmet Alp, göstericilerden birkaç elebaşını hastaneye çağırır. Onlara, kendisinin doktor olduğunu, insanlar arasında ayrım yapmasının mümkün olmadığını, hastanın kimliğinin kendisini hiç ilgilendirmediğini, hastanın ameliyat edildiğini, tedavisinin sürmekte olduğunu, bu haliyle hareket etmesinin kendisi için hayati tehlike oluşturacağını, bu yüzden de kendisini öldürmeden hastanın hastaneden çıkmasına asla izin veremeyeceğini anlatır! Grubu zar zor ikna eder!  

Anlatabildim mi? 

Mehmet Akif ne der? 

Tarih ' i ' tekerrür ' diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?





 
 


09 Haziran 2014 Pazartesi 11:36
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Dr. Mehmet Alp

    Misafir 21 Ocak 2015 22:07 Eline sağlık Hasan abi. Dönemi çok iyi özetlemişsin. Saygı ve sevgilerimle... Gazi Alp

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA