19 Kasım 2017 Pazar

Böyle gider mi – 4

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

Nerede kalmıştık?

17 Aralık (depremi) sonrası, devletin bütün kademelerine bir tek misyon yüklendi! Rüşvet ve yolsuzluk olaylarının ortaya çıkarılmasını önlemek! Daha doğrusu bir zümreyi, hatta bir aileyi yargılanmaktan kurtarmak!

Devlet adamlarımızın birbirlerine fırlattığı bir kitapçıktan öte bir anlamı kalmamış olan Anayasa, 25 Aralık’ta, devletin savcılarının başlattığı ikinci rüşvet ve yolsuzluk operasyonu, kendileri veya hısım akrabaları da operasyon kapsamında bulunanlar tarafından devlet gücü kullanılarak (zorla) engellenince tümden ortadan kalkmış oldu! 

Çok uzun zamandır bağımlı ve taraflı hale getirilmiş olan yargı erki, aynı güçler tarafından tam anlamı ile etkisiz hale getirildi!


Yasama organından hiç bahsetmesek daha iyi! 


Uygulanması birilerinin keyfine bağlı yasa çıksa ne olur, yürürlüğe girse ne yazar?

Az veya çok demokrasinin söz konusu olduğu ülkelerde, siyasi, sosyal ve ekonomik krizlerde sandığa gitmek bir çaredir. Çok yakında bir seçim geçirdik. Neye çare oldu? Hiçbir şeye! Neden? Çünkü demokrasi kurallar rejimidir! Eğer kurallar, bir kısım insanları bağlamıyorsa, seçim veya halkın iradesi birilerinin korunup kollanması için bir araç olarak kullanılıyorsa seçim fayda değil zarar getirir!

Hukukun olmadığı yerde demokrasi olmaz! Eğer birisi aksini söylüyorsa sahtekârdır! 

Halimize bir bakar mısınız?


Bazı devlet görevlilerinin suç işledikleri iddia edildi, ifadelerinin alınması için çağrıldılar! Emir verildi, Meclis toplatıldı, o kişilerin kovuşturulması ve soruşturulması bir idari makamın (daha doğrusu o makamda oturan kişinin)  iznine bağlı kılındı! Adamlar şimdi aynı kamu görevlerini yürütmeye devam ediyorlar! Bakın! Dikkat edin! O kişilerin (işledikleri iddia edilen) fiiler suç olarak nitelendirilmeye devam ediliyor ama haklarında işlem yapılamıyor! 


Bu ülkede, hepimizin gözü önünde bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonu başladı! Ortaya dökülen bilgi ve belgeler ciddiydi! Nerden biliyoruz? Çünkü bütün direnmelere rağmen Hükümet yıkıldı! Dokuz bakan değiştirildi! Bir savaş kabinesi kuruldu, falan!..


Doğaldır ki bu işin içinde olanlar savunmaya geçtiler! Ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler, Anayasa’yı askıya aldılar, Yargı erkini boğazladılar! Önlerinde bir seçim vardı. Onu dahi bir fırsat olarak kullanabildiler! 


Muhalefetin ve diğer sivil güçlerin zaaflarını bir başka yazıya bırakalım. 


İşin bir de başka tarafı var! Bu iktidar bu süreçte yalnız değildi! 


Reel politik anlamda çok önemli bir müttefiki daha vardı! Kürt Siyasi Hareketi! (Özellikle İstanbul) Seçim sonuçlarını alıcı gözle inceleyen normal zekâda birisi 
ne dediğimi anlayacaktır. KSH’nin bu politikasının sebebini anlamak zor değildir. Çünkü bu ülkedeki her siyasi karmaşa, her ekonomik ve sosyal kriz şimdiye kadar olduğu gibi onların siyasi kazanımlarını arttıracaktır. Hatta belki Anayasa’nın işlevini kaybetmesi, yargı erkinin devre dışı bırakılması v.s. bu arkadaşlarını işine geliyor da olabilir! 

Ama acaba işler ilânihaye böyle mi gidecektir? Bana pek öyle gelmiyor! 


Öncelikle öyle bir zihniyetle karşı karşıyayız ki bu adamlar, maddi ve politik çıkarları için kullanamayacakları hiç kimse ile işbirliği yapmazlar ve bu konuda –evellallah- büyük tecrübe sahibidirler! Bunlar profesyoneldir ve işlerine yaramayan hiçbir unsurun gözünün yaşına bakmazlar! Eski Arap yöneticilerinin durumunu görmedik mi? Ayağı kayan kim olursa olsun, bunlar ilk tekmeyi vurmakta saniye tereddüt etmemişlerdir! Daha düne kadar sırtlarına basarak iktidara geldikleri cemaate yaptıkları ortada değil mi? 


Bir yandan içte KSH ile seçim işbirliği yapıp diğer yandan Suriye Kürtlerine yaptıklarına ne demeli? Ya, getirip; yarı çadır tiyatrosu, yarı devlet töreni ile ağırladıkları Kuzey Irak Kürt Yöneticileri ile orijini bozulmuş Şivan Perver’e ne demeli? 


Politikada başarı elde ettiğiniz zaman davranışlarınız fazla sorgulanmaz! Ama bir politik hareket, ahlaki kavramları bir kenara bırakıp, pis işleri görmezden gelirse –önünde sonunda- bunun ceremesini çeker!

Dünya Siyasal Tarihi, kutsal davalar için yola çıkan, zor günlerde etik değerlerden ödün veren, başarılı olsalar bile, o ahlaki zaaflar nedeniyle halklarından uzaklaşan, hatta halklarının başına bela olan siyasi hareketlerin enkazları ile doludur!




 


02 Haziran 2014 Pazartesi 15:16
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA