19 Kasım 2017 Pazar

Musibet

Hasan Yiğitler

Hasan Yiğitler

E-Posta : hasanyigitler@gmail.com

Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir istihbarat örgütü yoktur!
Sadece; bir şahsa mı, o şahsın yedeğindeki parti-anonim şirket karışımı örgüte mi ait olduğu belirlenemeyen bir ÖZEL birim vardır. 


MİT Müsteşarı olan ve kısa sayılabilecek bir zaman önce, Suriye tarafında bir kaç adam gönderip, oradan Süleyman Şah Türbesi'ne, 8 (Yalnız SEKİZ) füze attırıp, iktidar lehine savaş sebebi yaratmak isteğini, kendisini İSTİHDAM edenlere teklif olarak sunan bu şahıs, yorgunluğunu da öne sürerek ve hiç duraksama göstermeden istifa ederek, iktidar partisi saflarına katılmış, milletvekili aday adayı olmuş; işvereninden KAPALI KAPILAR ARDINDA, şiddetini kestiremediğimiz bir TEPKİ gördükten sonra, filmi geriye sarıp, hiç bir şey olmamış gibi o makama geri dönüş yapmıştır.  

İşvereni, bu şahsın "...kendisine lazım olduğunu...", "...sırlarını paylaştığını..." beyan etmekte, böylece bu şahsın, devletin değil kendisinin personeli olduğunu teyit etmektedir.  

İşvereni, daha önce de hakkında yasal olmayan işler ÇEVİRDİĞİ iddiası ile açılan soruşturmalar sırasında devreye girmiş, yedeğindeki partinin kullanılmaya elverişli parmaklarını kullanarak bu kovuşturmalara engel olmuş, sırdaşının ve şeriklerinin yargılanmalarını engellemiş, onları kişisel himayesi altına almıştır. Bu kişisel himaye bir farkla devam etmektedir. Bu kez, şahsın İRADESİNE de sınırlama getirilmiş, şahsın kendisi hakkında karar verme hakkı da KALDIRILMIŞTIR! 

Bahsi geçen vatandaşı, bırakın yargılamayı, hakkında kovuşturma açmak mümkün değildir. Zira, onun hakkında kovuşturma açılması BAŞBAKANIN ONAYINA BAĞLIDIR! Ama şu anda ülkemizde bir başbakan da yoktur. Başbakan makamına oturan kişinin kendisi de -acınacak derecede- himayeye muhtaç durumdadır. Kimisi  "23 Nisan Başbakanı" diyor ama bu doğru değildir. Çünkü henüz 23 Nisan gelmemiştir ve gelse bile bu mağdur arkadaşın o koltuğa oturtulan yavru kadar yetki kullanması bir başkasının iznine tabidir. 

İşte böyle bir ortamda, bir savcımız, güpe gündüz, hiç bir zorlukla karşılaşılmadan kaçırılmış ve şehit edilmiştir. Birileri, örgüt adı da vererek bu eylemin yapılacağını, neredeyse 1 ay önceden ilan etmiştir. Muhalefet liderleri böyle bir eylemin yap(tır)ılacağını günlerdir ima etmektedirler. 

Hadi bir an için örgüt elemanlarının eylemi, örgüt yöneticilerinin talimatları ve  kendi inisiyatifleri ile yaptıklarını farz edelim! İsimlerini sokaktaki çocukların bildiği, medyatik bu şahısların, hiç bir zorlukla karşılaşmadan, silahları ile, kameraları ile devletin binasına girip, belki de korunması en çok gereken savcının odasına girmeleri size tuhaf gelmiyor mu? 

Haram Medya ile bir kaç iyi adam(!) dışında bu işlerden anlayan herkes diyor ki:

Yapılan operasyon yanlıştır. Birincisi, operasyonda bu işlerde hiç tecrübesi olmayan birimler ve unsurlar kullanılmıştır. İkincisi, zamanlaması yanlıştır. Üçüncüsü, bu durumlarda birincil amaç olan rehinenin kurtarılması amacı gözetilmemiştir, v.s...

Hepimiz kuşku içerisindeyiz. İçinde olduğum için biliyorum. Bu ülkenin savcıları ve yargıçları büyük tedirginlik içindedirler. Çok az sayıda, kullanılmaya müsait tip dışında hepsinin NAMUSLU ve DÜRÜST insanlar olduklarını biliyorum. Hukuk devleti ilkesinin tamamen ortadan kaldırılması, bazı kişilerin suç sayılan fiilleri işlemeleri durumunda bile sorgulanamamaları, yargılanamamaları, yasaların anonim şirket mantığı ile çıkarılması, adalet sistemi ile bu kadar çok oynanması, atamalarda, terfilerde liyakat esaslarına uyulmaması gibi moral bozucu sorunlarının dışında şimdi de CAN GÜVENLİĞİ sorunu eklenmiştir. Yargı organlarının her ayağında yer alanlar, gözetilmekten, dinlenilmekten, gammazlanmaktan korkar hale gelmişler, konuşamamakta, istediğini okuyamamaktadır.

Konuşurken hangi kelimeleri kullanacağını seçmek bile başlı başına ömür törpüsüdür! 

Düşünün Ya-hu! Devletin kurumlarının sizi koruyup koruyamayacağı değil, sizi ölümle karşı karşıya bırakacak eylemlerin içinde  yer alıp almadıkları bile tartışılıyor artık! 

Devleti idare edenlerin şu son eylem karşısındaki tavırlarına bakın Allah aşkına! Bir tek kendilerinde kusur yok! Kusuru - her zaman yaptıkları gibi- muhalefete, avukatlara, suçsuz yere öldürülen çocuklara atıyorlar utanmadan, yüzleri kızarmadan! Tepkilerden çekinmeseler ölen savcıyı da sorumlu tutacaklar! 

Uzun zamandır anlatmaya çalışıyorum. 17-25 Aralık meselesi gündemi belirlemeye devam ediyor. Rüşvet ve yolsuzluk batağına boyunlarına kadar batmış kişiler, bir ÖRGÜT gibi hareket ediyorlar. Ele geçirmiş oldukları devlet kurumlarında yuvalanmaya, devletin imkanlarından yararlanarak hem gündemi değiştirerek seçimlerde başarı kazanmak, hem de kendilerine soruşturacak bütün yolları tıkamaya, kör tıpa ile kapatmaya çalışıyorlar! 

Korkuyorlar! Korku onları yasal yollardan uzaklaştırıyor, içte ve dışta şerikler aramaya itiyor! İktidar olanaklarını kaybetmemek için bir tür OLİGARŞİ teşkil etmeye çalışıyorlar! 

Örgüt, örgüt diyoruz ya. Ne örgütü? Nerede ise bir sigara parasına emanet usulü ile eylem düzenleyebilecek yapılar dolaşıyor  ortada! İdeolojiden ve ilkelerden uzaklaşmış, halktan kopuk (BAŞI)BOZUK yapılar söz konusu! Şirket mantığı ile babalarının çiftliği gibi ülke yönetenlerin sayesinde meydana gelen AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ, bilinçsiz ve bilgisiz gençlerin bunlar tarafından kullanılmasına büyük imkanlar sağlıyor! İçlerinde yerli yabancı istihbaratçılar cirit atıyor! Bunlara eylem yaptırmak çok zor değil ki!

Ortada bir Anayasa yok! Yasalar işlemiyor! Hukuk ayaklar altında! Devletin İçişleri Bakanı, VEKALETEN Anayasa'yı TANIMADIĞINI HAYKIRIYOR! İstihbaratının başında, hem bir maceraperest, hem de PATRONUN ADAMI olduğu dünyaya ilan edilmiş bir militan oturuyor! 

Daha yazı bitmeden, bu kez Trabzon'da FB kafilesine karşı korkunç bir katliam girişimi haberi geldi. Bütün gece izledim. (namuslu) doktorlar gerçeği açıklamasalar, Vali dahil devleti idare edenler "...taşlı saldırı..." diyerek olayı geçiştirecekler! Haram Medya'nın bir kanalında, yayıncı kuruluş silahlı saldırı ibaresi kullandığı için kullanışlı AK gazeteciler kıçlarını yırtıyorlar! İnsanları EŞŞEK yerine koymaya o kadar alışmışlar ki! 

Sevgili vatandaşlar! Size reva görülenler daha yetmedi mi Allah aşkına? Hadi nasihat kar etmiyor, MUSİBETİ de mi görmüyorsunuz? 

Hasan YİĞİTLER
 


07 Nisan 2015 Salı 17:56
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA