19 Kasım 2017 Pazar

Turan Emeksiz’e ne oldu? (2) 27 Mayıs'a doğru...

Bülent Kutlutürk

Bülent Kutlutürk

E-Posta : bulentkutluturk@gmail.com

Turan Emeksiz’in polis kurşunuyla hayatını kaybettiği 28 Nisan 1960 olayları, 27 Mayıs 1960’a giden yolda önemli bir rol oynar.

Demokrat Parti (DP) iktidarının iyice bir baskı rejimine dönüştüğü o yıllar, bir yanıyla 1968 öğrenci hareketinin de temellerinin atıldığı yıllar oldu.

1956 yılında başlayan toplumsal rahatsızlık; CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar, Menderes’in üniversiteler için kullandığı “kara cüppeliler” gibi tanımlamalarla bilim adamlarını ve öğrencileri karşısına alması, gazete bürolarının DP’liler tarafından basılması, sansürün had safhaya ulaşması sonucu gazetelerin boş sayfalarla çıkması ve tabi ki “hilafet” söylemleri, Halkevlerinin ve Köy Enstitülerinin kapatılması, Anayasa dilinin Osmanlıca’ya dönüştürülmesi gibi onlarca adım ve çaba nedeniyle iyice yükselmişti.

1961 Kurucu Meclis Üyesi Dr. Alev Coşkun, 27 Mayıs 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan “27 Mayıs ve Gençlik” başlıklı yazısında dönemi özetleyen olayları anlatmıştı. Coşkun’un yazısından bazı bölümleri alıntılamak istiyorum:

“İlk hareket 1956 yılında oldu. 23 Ocak 1956’da Ankara Üniversitesi SBF Fikir Kulübü ‘Demokraside Parlamento Hâkim-i Mutlak Değildir’ konulu bir toplantı düzenlenmişti. Bu toplantıya Feyzioğlu ve Aksoy gibi hukukçular katılmıştı. Başbakan Menderes ‘Üniversitenin çanına ot tıkamaktan’ söz etti, bu tutum üniversite gençliğinde tepki oluşturdu. Toplumsal hareketlerin yoğunlaşması Nisan 1959’da görülür. CHP lideri İnönü’nün Ege gezisi sırasında Uşak ilinde, Kurtuluş Savaşı’nda karargâh olarak kullandığı evi ziyaret etmesi, Uşak Valisi tarafından önlenmek istendi. Valinin bu yasadışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı o gün görevden alındılar. Akşam Uşak iline civardan DP’li partizanlar getirildi.

Ertesi gün (1 Mayıs 1959) tren istasyonuna gitmekte olan İnönü’nün arabası durduruldu. İnönü arabadan inip, yaya olarak istasyona giderken arkasından başına taş atıldı, İnönü başından kan akarak trene ulaştı ve İzmir’e gitti. İzmir’de CHP’nin yapmak istediği toplantı engellendi. Bu yetmiyormuş gibi, DP’li partizanlar, Demokrat İzmir Gazetesi’ni bastılar, matbaa makinelerini parçaladılar.

4 Mayıs 1959’da İstanbul’a dönen İnönü’nün arabası Topkapı’da Trafik Müdürü tarafından durduruldu. Çevrede organize olarak toplanmış ve içirilmiş zorbalar tarafından araba sarıldı. Bir binbaşının olaya müdahale edip askerlere emir vermesi sonucu İnönü son dakikada linç edilmekten kurtuldu.

Aynı yılın sonbaharında CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, Çanakkale’nin Geyikli ilçesinde tutuklandı. Geyikli’den İstanbul’a gelen CHP milletvekili heyetini Karaköy Vapur İskelesi’nde karşılayan gençler ve gazeteciler tutuklandı ve hapse atıldı.

1960 yılı ilkbaharında Kayseri’ye giden CHP lideri İnönü’nün yolu kesildi. Olayların gazetelerde yazılması yasaklandı. Basın, muhalefet partisine ait haberleri yazamaz oldu, birçok gazeteci hapse atıldı, gazeteler gece kalıp değiştiremeyeceği için yasak kararına karşı, sütunları kazıyıp beyaz sütunlarla çıkmaya başladı.

12 Nisan 1960 günü DP grubu bir bildiri yayımlayarak CHP’yi ‘silahlı ve tertipli ayaklanmalar hazırlamakla’ ve bir kısım basını da bu olayları yalan ve çarpıtılmış haberlerle desteklemekle suçluyordu. Oysa her şey halkın gözü önünde ve apaçıktı. Çarpıtılan, yalan yazılan bir olay yoktu. İşte bu noktada bardağı taşıran bir girişim daha oldu. 18 Nisan 1960’ta Meclis’te DP’li 15 milletvekilinden oluşan bir Tahkikat Komisyonu kuruldu.

Meclis ve özellikle Tahkikat Komisyonu’nun çalışmalarının yayımlanması yasaklandı. O gün İnönü, Meclis’te önemli bir konuşma yaptı. Kendisinin ve CHP’nin ihtilalden gelip demokrasiye geçtiğini, ihtilal yapmalarının olanaksız olduğunu, kurulacak böylesi bir komisyonun demokrasilerde yeri olmadığı için ‘gayri meşru’ olduğunu, TBMM üzerinde bir baskı dönemi getireceğini belirtti. Ve şu ünlü cümlesi Meclis zabıtlarına geçti: ‘Demokratik rejim istikametinden ayrılıp ülkeyi baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam’... Bu konuşmanın yayımlanması derhal yasaklandı. Konuşma her ne kadar gazetelerde yayımlanmadı ise de teksirle, daktilo ile çoğaltılarak bütün Türkiye’ye yayıldı.

Tahkikat Komisyonu gazetelere ve matbaalara el koymak yetkisine sahipti. Ayrıca Komisyon, kararlarına karşı çıkan kişileri hiçbir yargılamaya tabi tutmadan 3 yıla kadar tutuklamak gibi çok tehlikeli yetkilerle donatılmıştı. 19 Nisan 1960’ta yaptığı bir konuşma nedeniyle İnönü’ye 12 oturum Meclis’ten çıkarılma cezası verildi.

Bu durumlar, İstanbul ve Ankara Üniversitesi öğrencilerini harekete geçirdi.

27 Nisan 1960 günü, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği’nin Beyazıt Beyaz Saray Salonu’nda yapılan kongresi polisler tarafından basıldı, öğrenciler dövüldü. 

O gece 27 Nisan 1960, İstanbul’daki bütün öğrenci yurtlarında şu haber sonsuz bir acelecilikle bütün öğrenciler arasında yayılıyordu. ‘Yarın üniversite bahçesinde 9-13 arasında bir miting yapılacak’. Bu yalın cümleye başka bir ilave yapılmıyor, ne gel diye bir ikaz var ne de bir yorum; sadece olay duyuruluyor o kadar... 

28 Nisan 1960. I. sınıf amfisinde kurulan Tahkikat Komisyonu’na gönderme yapıp, ‘Hukukun bittiği yerde hukuk okunmaz’ diyerek ateşli bir konuşma yapan hukuk öğrencisi rahmetli Nuri Yazıcı kürsüden iniyor, binlerce öğrenci yürüyerek orta bahçeye çıkıyor. 

Orta bahçe tıklım tıklım dolu, heykelin önünde İstiklal Marşı söyleyen gençlerin üzerine, polis cipi hışım gibi sürülüyor. 

Eli tabancalı polisler büyük hukuk âlimi İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’ı tartaklıyorlar ve yerlerde sürüklüyorlar. Polis saldırıları yoğunlaşıyor. Polisin attığı gaz bombaları, daha patlamadan alınıyor ve polise gönderiliyordu. Beyazıt Meydanı’nda atlı polisler gençlere karşı saldırmaya başladı. 

Bu arada Malatya doğumlu Orman Fakültesi öğrencisi 20 yaşındaki Turan Emeksiz kurşunlara hedef olarak devrim şehidi oldu. Yüzlerce üniversiteli genç yaralandı... Bütün gençlik ‘Hürriyet-hürriyet’ diye bağırıyordu.”

Dr. Alev Coşkun’un “devrim” olarak tanımladığı 1960 askeri harekâtının bir “devrim” mi yoksa “darbe” mi olduğu, bugün halen tartışılıyor. Her halükarda şu bir gerçek ki; Cumhuriyet tarihinin en demokratik ve özgürlükçü anayasası, 1961 Anayasası’dır. Bu anayasanın, bir askeri harekât sonucu yapılmış olması ise bir talihsizlik olarak adlandırılabilir. 

Coşkun’un, “27 Mayıs’ın gerek toplumsal dayanakları, gerekse yaratılan çağdaş ve devrimci anayasası nedeniyle tutucu ve hatta karşıdevrimci 12 Mart ve 12 Eylül’le bir tutulamayacağı” yönündeki saptamasına da değinmeden geçmeyelim. 

Önümüzdeki günlerde Turan Emeksiz’le devam edeceğim yazımın bugünkü bölümünü Vikipedi’den yaptığım alıntıyla noktalayayım: 

“Tahkikat Komisyonu’nun kurulmasına dair kanunun kabul edilmesi üzerine 28 Nisan 1960 sabahı İstanbul Üniversitesi bahçesinde, bir protesto mitingi düzenlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin düzenledikleri bu miting sırasında, polislerin okul bahçesine girmeleri üzerine olaylar büyümüş ve Beyazıt Meydanı’na kadar genişlemiştir. Bu sırada polisler tarafından öğrencilere ateş açılmış ve Malatya doğumlu Orman Fakültesi öğrencisi 20 yaşındaki Turan Emeksiz öldürülmüştür. Memleketi Malatya’da ismi bir caddeye ve bir liseye verilmiştir. Ancak daha sonra bu caddenin ismi Milli Egemenlik Caddesi, lisenin adı ise Malatya Lisesi olarak değiştirilmiştir.

İstanbul Üniversitesi öğrenci yemekhanesine ismi verilmiştir. Ayrıca İstanbul’da şehir hatları vapuruna ismi verilmiştir. Bu vapur şu anda Mudanya’da restoran olarak kullanılmaktadır.”  Yarın devam edelim… 

(Bu yazı 29 Nisan 2010 tarihli Malatya Yenigün Gazetesi'nden alınmıştır) 


29 Nisan 2014 Salı 14:30
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNDEM

Saçlardan sürükleyenlere ne oldu?

Manisa'da Gülen cemaati'ne yönelik operasyonda gözaltına alınan başörtülü kadınlara kelepçe takılması

Başörtülü vekil darp edildi, gaz yedi

HDP'li vekillerin de olduğu gruba polis sert bir şekilde saldırdı.

EMEP'ten başkanlık sistemine karşı çağrı

Emek Partisi (EMEP) 1 Kasım seçim sonuçlarıyla ‘tek başına iktidar’ olan AKP’nin ve Saray’ın başkanlık

TOKİ konutları için kura çekilecek

Malatya'da TOKİ konutları için 17-18 Kasım günlerinde kura çekimi yapılacak.

Büyükşehirde gündem meyve!

Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi'nde nar, ceviz ve üzüm ikramı yapıldı.

Hayvan haklarında sınıfta kaldık

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, AB Türkiye İlerleme Raporu'nda hayvanların "hakları olan canlılar olarak değil;

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MALATYA - HAVA DURUMU

MALATYA