Friday, Sep 10th

Last update:08:35:37 AM GMT

You are here:

Şehriyar

Malatya’da doğmuş, Malatya’da mukim, Malatya’da yazan bir şairi sütunuma davet edeceğim bu defa…

“Sonbahar yaklaşıyor korkuyorum 

Ağaçların bir bir sararmasından... 

Yağmurun kente uzak düşmesinden 

Onun telefondaki heyecanlı sesinden...”

Evet, şairler yazarlar korkarlar…Hemen her şeyden korkarlar!.. Çünkü onlar çağlar boyu toplumun hep bir adım önünden yürüdükleri için öngörüleri sebebiyle korkaktırlar!... 

Bazen sonbaharın yaklaşmasından korktukları gibi, bazen sessizlikten, bazen kuşların anlamsız bakışlarından,

bazen yaprakların tuhaf alkışlarından, bazen nöbetler değiştiğinden, bazen saatlerin o güne varmasından,

bazen de sevgililerini “hiçbir yerde bulamamaktan” korkarlar…

En çok da sevgililerinden “Sonsuza dek haber alamamaktan...” korkarlar hem de ödleri kopar…

Aslında mevsimlerin değişiyor olması onların umurundan değil. Onların korktukları tek şey sonbaharın yaklaşıyor olması da değil. Nöbetler, elbette ki değişir, hem kaçınılmazdır. Onların asıl korkuları ayrılığın yaklaşıyor olmasındandır.  Onlar hiçbir ayrığa dayanamazlar. Yürekleri öylesine yufka ki şairlerin; bir yürük kızının elinden sıcak/kızgın sacın üzerine atılırken dağılan mısır onundan açılan yufkadan da yufka… 

İşte bizim şair de öyle yufka yürekli biri… 

Bakarsın bazen şiir yazmış, bazen de şiir gibi şiirsel bir yazı…

Onun kaleminden, memleket meselelerinin konu ettiğini pek göremezsin…

O,  konularını daha çok hayatın içinden seçmeye çalışır. Bir bakarsın “First One, olan Ana mıdır Yar mıdır?” diyerek kadınları enine-boyuna tartışmış… Tartışmaya tartışmış ama sonuç: “Ağlarsa anam ağlar gayrısı yalan ağlar…” diyerek meseleyi bağlamış…

Ama yine dönüp dolaşır “Dünyanın en ulvi kadınları”dan dem vururur… “…kızgın güneşin alnında temmuz, ağustos sıcaklarında çapa vuran, ot, nohut, arpa, buğday, yulaf biçen, anız toplayan, koyun otlayan, keçi ve inek sağan, peynir kaynatan, dağ bayır kilometrelerce yürüdükten sonra bir de yokuş tırmanan, sırtlarındaki ağır ot yığınlarının, buğday şeleklerinin, küfelerin, sepetlerin altında belleri iki büklüm olan, soluk benizli, gözleri göz çukurlarına batmış, ağızlarına diş kalmamış, elleri ayakları nasırlardan yara berelerden paramparça olmuş o çilekeş kadınları…”

Bazen de; “Kızların Cep Telefonlarını, Toplatalım” diyerek, aslında gençlerin suni ve sanal bir âlemin girdabında kurtarılmasını haykırarak, toplumsal bir vakayı göz önüne seren yazılar yazar… 

Bazen de “Faideli Kızlar” diyerek, işsizliğin başını alıp gittiği ülkemizde çalıştırma bahanesiyle istismara maruz kalan zavallı kızlarımızın dramatik hayat hikâyelerini anlatır…

Ama o her şeyden önce bir şairdir, ne yazarsa yazsın, edebi yazar…

Mesela; “Ali Ekber Çiçek’i anarken” başlığı ile; “..Cahit Külebi, Necip Fazıl, Safiye Ayla ve Barış Manço gibi, değerlerimizle müşerref olamadığım gibi, Ali Ekber Çiçek üstadımızı da dünya gözüyle görüp elini öpmek şerefine nail olamadım…” şeklinde  hayıflanarak sanat ve sanatçıların değerlerinden bahseder….

Veya “Cahit Külebi’yi Anarken...” diyerek bir aşk ve duygu şairini anlatır….

Ya da, “Saman Alevi Şiirler” şeklinde yazılarla adressiz şairlerin şiir arşivlerine gönderme yapar.

Evet, şairler korkaktır lakin hep sinik kalmazlar. 

Öyle ki bazen de kükreyerek meselelerin üzerine üzerine giderler…

“Şairlerin Önünde Protokol Çizgileri” kaldırın diye haykırır…(Aslında kendisi sanatçıların önünde protokol çizgilerinin olmadığını savunur) 

“Şairlere değer vermeyecek olsanız sanat adına kısır bir döngü yaşar gelecek nesillere yüz karası bir konumda olursunuz.” der…

“Ati ve istikbali sanatla taçlandırmak şairleri ve sanat erbabını korumak ve kollamakla mümkündür ancak” der ve bir adım daha ileri giderek; “Sanatla taçlandırılmamış bir istikbalin de karanlık ortaçağdan hiç ama hiçbir farkı yoktur” diyerek son noktayı kor…

Bu şairimizi merak ettiniz değimli?

Kendisi hâlâ yazıyor (haydi yazdığı basın organın ismini de vereyim..) “Malatya Güncel” 

Müstear adı: Şehriyar….

Gerçek adı mı?

Burada bir Nasreddin Hoca yardımı alayım:

“Bilenler bilmeyenlere anlatsın…”

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorumlar

avatar Şehriyar
0
 
 
Refikimiz Malatya YENİGÜN Gazetesinin yeni ve etkili Kalem(şör)lerinden Şevki Şevket bey sağolsunlar bizimle ilgili hem takdire şayan ve hem de beliğ ve edebi bir yazı kaleme almışlar. Biz de evvela; "Marifet iltifata tabidir" kavline uymak mucibince, hem Yazarın emeğine saygı ve ahde vefa babında, son bir sebep de MALATYA GÜNCEL 'in kadirşinas okuyucuları kendi yazarlarını başka bir kalemin dilinde okuyup tanısınlar için, iş bu centilmenlik yazısını noktasına,virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşma kararı babında Kendi köşemde yayımlıyorum.

Son olarak bir cümlede, sayın Yazara bu hoş sürprizi ve centilmenliği, Malatya Yenigün Gazetesinin sahibi Sn.Bülent KUTLUTÜRK'e ve Yazıişleri Müdürü Sn. Fadime AKINCI Hanımefendiye de sözkonusu yazıyı yayımladıkları için en içten teşekkür ve şükranlarımı sunarak yayımları sürecinde kolaylıklar ve parlak başarılar diliyorum...


Perşembe 08 Ekim 2009, 12:05
Gönderiyi Cevapla
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder