Sevgili, ne kadarda ümitlenmiştik, 20009 yılında Demokratik Açılım sözünü duyunca…
Çeyrek yüzyıldır süren savaş bitecek;
Silahlar susacak, mayınlar patlamayacaktı.
Ne kan ne gözyaşı olacaktı.
Kavga bitecek, korkularımızdan kurtulacaktık.
Sevgi çiçekleri açacaktı memleketimin dağlarında…
Kuşlar, bomba sesinden ürkmeden, özgürce kanat çırpacaktı gökyüzünde…
Tank, top, tüfek ve mayınlar inerken dağdan; biz, memleketimin dağlarına kır çiçekleri toplamaya çıkacaktık el ele…
Silah sesi değil, keklik sesi dinleyecektik…
Kürt-Türk-Laz-Çerkez-Rum-Ermeni demeden el ele tutuşup halay çekecektik…
Olmayacaktı ayrı gayrı.
Bir birimizin acısı için ağlayabilecektik.
Ötekinin açısını yüreğimizde his edebilecektik.
Sevgiyi paylaşarak büyütecektik.
El ele verip kötülükleri kovacaktık.
İyileri kucaklayarak, koruyacaktık.
Toprağı gözyaşıyla sulayan, yüreği evlat acısıyla yanan analar, yeni acılar yaşanmasın diye acılarını yüreklerinin derinliklerine gömecekti...
Hep birlikte yeni bir dünya kuracaktık; içinde kan ve gözyaşı olmayan.
Olmadı sevgili, gerçekleşmedi hayallerimiz.
Konuşamadık bile barışa -özgürlüğe nasıl varacağımızı.
Kavga sesleri arazsında duyulmaz oldu barışın adı!
Kavga isteyenler kazandı; biz dağlarda ararken barışı, şehirde karıştı kavgaya.
Kimsenin kimseye güveni kalmadı.
Kim doğru söylüyor, kim yanlış belli değil; kafalar karışık.
Yani; 2009 yılında barış denizinin engin maviliklerine açılalım derken, saçıldık!
Umutları değil, kavgaları;
Güveni değil, kaygıyı büyüttük.
Toplumsal paranoya kapıldık!Â
Dilerim kan ve gözyaşı geride bıraktığımız yılda kalır.
Silahlar gömülür, düşmanlıklar biter.
Korkularımızdan kurtularak özgürleşiriz.
20l0 barışın, sevginin, özgürlüğün yılı olur.
Bizde mutlu oluruz…
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir






Yorumlar