Friday, Jul 30th

Last update:03:39:57 PM GMT

You are here:

Panonun arkası

Sloganlarla konuşmak ve yaşamak ne kadar kolaydır. İnsan her zaman bu tür sığınaklar bulabilir kendine. Her durumu savunacak söz bulmak mümkündür. Hiç hata yapmadığını ve hep haklı olduğunu iddia etme çılgınlığına kapılmış pek çok insanın hayatı, gerçeği örten sloganlardan ibarettir. Sıvaya ihtiyacı olan duvarı gizlemek için pano asmak gibi bir şeydir bu. Bahar temizliğinde ortaya çıkar saklanan ihmaller. Büyü bozulur. 

Mevcut iktidar da titizliğinden değil ama üstün körü, gündelik çalışmaların işe yaramadığı kanısı toplumun büyük kesiminde oluştuğu için bahar temizliğine giriştiği izlenimi yaratmak istiyor. Bu yüzden sekiz yıldır duvarlarımızdaki panoları indirip gizlenen kirlilikleri bize gösteriyor. Sonra o panoyu oraya asanları çok iyi bildiklerini söylüyor, onlardan yakınıyor, onların üzerlerine gideceğini, bu tarz göz boyamalara izin vermeyeceğini ekliyor. Sonra hiçbir işlem uygulamadan panoyu yeniden aldığı yere asıp, bir başkasını kaldırıyor ve bu kez ondan yakınmaya başlıyor. Bir doktor düşünün ki ultrason gibi size röntgen filmlerinizde, tahlil sonuçlarınızda görünen sağlıksız durumları göstersin, ama bunun ötesinde hiçbir tedavi yöntemi uygulamasın. Doktorunuzla birlikte hastalığınıza seyirci olmak sizi mutlu eder mi? 

Sekiz yılın sonunda sorunlarımızla tanışmaktan başka bir kazanımımız olmadı. Televizyon dizilerinin sanal zaferleriyle onlara alıştık ve olağan karşılar olduk üstelik. Sorunları çözerek değil, onları büyüterek, onlardan yakınarak oy toplamaya çalışan bu siyaset tarzı dilsiz de değil üstelik. Onlarca sloganla hiçliklerini gizliyorlar. Son örnek Tekel İşçileri konusunda yaşandı. Başbakan 4/C’yi reddeden işçileri, devlet garantili işlerde yan gelip yatmaya alışkın kişiler olarak yansıtmaya çalışıyor. 

Oysa bir işyerinde sözleşmeli çalışabilmeniz için o işyerinde hukukun işleyebilmesi gerekir. İşinizi iyi yaptığınızda sorun yaşamayacağınızdan ve hatta ödüllendirileceğinizden emin olsanız, 657’ye ya da 4/C’ye bağlı olup olmamanızla çok fazla ilgilenmezsiniz. Sekiz yıldır ‘öteki’ bulduğu bürokrasinin en tepesindeki kişileri, akademisyenleri, diplomatları bile Bölge İdare Mahkemeleri’nin koridorlarında süründüren, yürütmeyi durdurma kararlarını uygulamamak için kurumların isimlerini değiştiren bir iktidar karşısında sözleşmeyi reddetmek kolaycılık, garanticilik olabilir mi? 

Ortaya saçılan darbe planlarının meydanlarda dedikodusunu yapmak yerine günlük siyasi hesaplardan uzak, şeffaf, geniş tabanlı, çağdaş bir anayasayla sivilleşmeyi sağlamayı, demokrasiyi liderlerin vicdanına bağımlı olmaktan kurtarmayı, insan haklarını genişleterek Türkiye’yi daha çok kesim için yaşanabilir kılmayı, toplumdaki barış mutabakatını yasalarla güçlendirmeyi ‘gaza gelmek’ olarak yorumlayan bir iktidarın yakınmalarını dinlemeye daha ne kadar tahammül edebiliriz? 

Nükhet İpekçi isyanını duyurabilmek için babasının kanlı gömleğini gösterdiğinde, Türkiye’de gündem değişmiyor. Meclis bundan etkilenmiyor. Ciddiyetsiz bir konuşmadaki gaf için Meclis birbirine giriyor. Kendilerine suikast düzenleneceği iddiasıyla hepimizin yüreğini ağzına getirenler, bir başka karanlık cinayetin kurbanı Uğur Mumcu’nun eşinin TBMM’deki odasına baskın düzenliyorlar. 

Tüm bu iç karartıcı tablodan kurtulabilmek için yapmamız gereken, düşünce dünyamızda kökten bir bahar temizliğine gitmektir. Tüm içi boş sloganları kaldırıp atmadan, panoların arkasını onarıp, temizlemeden, maske olarak kullanılan panolardan kurtulmadan burası bizim için daha iç açıcı bir yer olmayacaktır. Yakınmacı iktidar ve ‘ört ki ölem’ muhalefeti şimdiden sınıfta kalmış olsa da, indirilen panoları aynı şekilde yerine asmayacak bir siyasi oluşumun en kısa sürede oluşması gerekiyor. Ancak sivil, demokrat, kararlı, dinamik ve ilkeli bir sol kadro elde ettiklerimizden geriye gitmememizi sağlayabilir. Arada 5 yıllık ‘ört ki ölem’ dönemleri olsa da, temizlik ihtiyacının yeniden ortaya çıkacağını ve bu kez çözüm getiren kadrolara görev verileceğini umuyorum.   

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorumlar

avatar Mehmet Bağış
0
 
 
Nalan hanım dillerinize sağlık.Ben 12 yıllık malatya'da kaldım her sabah başta malatya gazetelerini okuyorum.Kendimi Malatyalı his ediyorum.Memleketimde bana Malatyalı diyorlar.Yazınızdaki mesajlar,ifadeler o kadar net ki iftihar ediyorum.Yalnız köşe yazılarınızı bir artırın çünkü toplumun sizlere ihtiyacı var.
Pazar 14 Şubat 2010, 11:24
Gönderiyi Cevapla
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder