Son dönemde gündemi belirleyen tartışma konularına baktığınızda Türkiye’de bir şeylerin değiştiğini, bazı konuların artık daha rahat konuşulabildiğini söylemek mümkün. Ama bu sonuç, gerçeği yansıtmıyor. Türkiye dinlemediğini belli etmemek için ‘hı hı’ diyen kişi gibi izliyor gündemi. Gündem değişiyor, tartışılan konular gündemden düşüyor ama tepkiler değişmiyor.
Başlangıçta vardığımız Türkiye artık daha demokratik bir ülke sonucuyla bu durum çelişiyor. İster istemez yeni bir sonuç çıkıyor ortaya. Türkiye artık daha demokratik bir ülke değil. Türkiye, ekonomik ve siyasi nedenlerle umudunu yitirmiş ve güne, gündeme küsmüş insanların ülkesi.
Türkiye’de gündemi belirleyen konular ülkenin aydınlık geleceği için ne denli önemli ve değerli olursa olsun, halkın farkındalık taşımayan desteğiyle her şey anlamsızlaşıyor. Şöyle ki, bilinçli bir destek söz konusu değilse, alkışlanan ya da destek olunan durumun tam tersi geliştiğinde de durum değişmez. Örneğin; bugün artık darbeler döneminin kapandığını, Türkiye’nin buna bir daha izin vermeyeceğini düşünürken, yarın olası bir müdahalede aynı kitlenin bu kez yeni duruma destek olduğunu görmek şaşırtıcı olmaz.
Türkiye böyle bir süreçten geçiyor. Laiklik de konuşulsa, şeriat da konuşulsa aynı tepkisizlik karşınıza çıkıyor. Konu başlığının radikalliği tepkinin değişmesini sağlamıyor. Bunun birçok sosyolojik nedeni vardır kuşkusuz. Bence en belirleyici neden, umutsuzluktur. Üstelik ekonomik krizin de çok öncesinde var olan ve gittikçe büyüyen bir umutsuzluk.
Çünkü yaşam koşullarımız iyileşmek yerine kötüleşiyor. Üretmek de, çalışmak da, okumak da, emek vermek de başarmanın ve daha rahat yaşayabilmenin olanağını sağlamıyor. Harcanan onca emek yalnızca karın tokluğu derecesinde getiri sağlıyor toplumun büyük kesimi için. Ayrıca onun sürekliliği de tehlikede. Yazı böyle geçiren insanlar, kışı hayal bile etmek istemiyorlar.
Bu umutsuzluğun ve çaresizliğin en önemli sorumlusu iktidar partisidir. Belirli konularda ‘sorumluluk alarak’ Toplu Konut İdaresi’nin isminin önüne bile kocaman “T.C. BAŞBAKANLIK” yazdırarak öne çıkan hükümet, ekonomide sorumluluğu Allah’a havale etmiş, iddia edilen Ergenekon sürecinde olayın gölgesinde durduğu izlenimi veren bir tutum izlemiştir. Bazen iki adım önde, bazen üç adım geride durmayı çok iyi bilmişler ve bu tutarsızlığın adına ‘istikrar’ demişlerdir.
Aslında suç yalnızca AKP’de de değildir. İnsanları umutsuzluğa sürükleyen, çalıştıkları işlerde dışarıdaki işsiz ordusu işaret edilerek korkutulmalarına ve sömürüye boyun eğmelerine neden olan politikaların bugünkü temsilcisi AKP’dir. Yarın başka bir parti olacaktır. Suç, yozlaşmaya gebe olan bu umutsuzluğu, emekten yana, özgürlükten yana, insan odaklı bir siyaset alternatifine evirememektir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir






Yorumlar