Anne yazısı yazmak kolay deÄŸil. Sayfalar sınırlı, kelimeler yetersiz. Ondan olup, onun harcıyla karılıp, onun hamuruyla yoÄŸrulduktan sonra ona dışarıdan bakabilmek olanaksız. Ben annemin renklerinden insanı sevdim. Annem, renkli bir kadındı. Tarladan geldiÄŸinde kırmızı olurdu yüzü, cehaletin ÅŸiddetine uÄŸradığında mor, hastalığında sarıydı.Â
Annem, reformcuydu. Din adına erkek egemenliÄŸini dayatan yobazlığa karşıydı. Ömrünü siper ederek tek kızı olan bana özgürlük alanı açmaya çalıştı. O siper hırpalandı, kırıldı, yıpratıldı ve sonunda 2000 yılında hastalandı. Beden gücüyle çalışmaktan bir üst dereceye terfi ettiÄŸim yıl istifa etti sıhhati annemin. BoÅŸalan gözyaşı gibi kendini bıraktı akciÄŸeri. Kanserdi artık.Â
Annem, devrimciydi. Hayatı yeni, daha iyi bir dünya kurmakla ve düşlemekle geçti. Bugüne kadar karşısına çıkan egemen kültürün yanına kanser eklenmişti şimdi de. Ama o hep savaştı. Teslim olmayı bir gün bile düşünmedi. Revolver’ini doldurur gibi hazırladı evraklarını, kontrol günlerine giderken. Gitti, direndi, geldi. En ağır tedavilerden sonra bile ‘sökülmedi’. Direndi, direndi en ağır günlerinde bile yeniliklerin temelini attı.
Diktatörlerin izlerinde demokratik bir yapı kurdu, bir diktatör maÄŸduru olarak.Â
Annem, hümanistti. İnsanları ötekileÅŸtirmeden severdi. DoÄŸuÅŸtan gelen kimlikleri önemsemezdi. Annem, çevreciydi, bir bütün halinde çevreyi sevmeyi öğretti bize. Her ÅŸeyin insanlar için yaratıldığı safsatalarına prim vermezdi.Â
Annem, halkçıydı. Derneklerin seçkin cumartesi toplantılarında deÄŸil, halkın içinde verirdi mücadelesini. Annem, ‘cahil’di. YaÄŸmur yaÄŸdığı günlerde gönderildiÄŸi ilkokuldan mezundu. Annem, bilgeydi. Düşüncelerini tabularla gölgelememiÅŸti. Sorgulayıcı aklı yaÅŸamına egemen kılmıştı. YaÅŸamdan öğreti düzeyinde sonuçlar çıkarmıştı.Â
Annem, Atatürkçüydü. Atatürk’ü sevmeyenlerden hiç hoÅŸlanmazdı. Annem, dindardı. İbadetlerini hiç aksatmaz, ama hür düşüncesini hiçbir ÅŸeyhe de teslim etmezdi. Yeri gelir başı açık, yeri gelir kapalı olurdu. Onun ‘türban sorunu’ yoktu.Â
Annem, Türkiyeliydi. Gömeç’i de, Malatya’yı da, Ayvalık’ı da, Manisa’yı da, İzmir’i de eÅŸit severdi. Annemin memleket tanımı tümünü kapsardı. Malatya’dan ayrılırken onu en az üzecek yöntemi bulmakta epey zorlanmıştık. Aslında bir yanıyla hep Malatyalı kalmıştı.Â
Annem, Dünyalıydı. Biz onu dualarla, Kuran’la uÄŸurlarken; Chicago’daki gelini, dünürleri kilisede tören düzenliyor, İncil’den dualar yolluyorlardı.Â
Annem, emekçiydi. Hastalanıncaya kadar hep çalıştı. Tarlalarda, zeytinliklerde, traktör römorklarının tepelerinde yorgun bir tarım işçisiydi. Annem, solcuydu. Emekten yana, sosyal adaletten yana bir deÄŸiÅŸimin özlemindeydi. İnsan odaklı bir düzen için mücadelemizde arkamızda onun desteÄŸi vardı.Â
Ve tüm bu tanımların ötesinde Annem, insandı. Direne direne verdiği mücadeleyi ‘pes’ demeden kaybetti. Üç aydır hastane odalarında verdiğimiz savaşta yılgınlığa düşmedi hiç. Güldük, konuştuk. Orada yazdığım (son üç aydır yayımlanan) yazılarımı okuduk. Son dakikaya kadar bilinçle konuştuk ve sonunda (geçen hafta Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece 02:30’da) el ele, göz göze can verdik. Henüz 56 yaşındaydı yorgun kahramanım. Şimdi içinde bulunduğum acı dönemden onun kılavuzluğuyla çıkacağımı bile bile üç aydır tuttuğum, sakladığım gözyaşlarımla başbaşayım. Güle güle anne, aydınlıklar içinde ol.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir






Yorumlar
başınız sağolsun.
Yürek yangınınıza, duygularınızın tufanına, anne aşkıyla akan gözyaşlarınıza beni de kattınız. Sizin de dediğiniz gibi anneniz, ışıklar içinde olsun. Size sabır diliyorum.
Ve sizi çok seviyorum.
Merhuma Dualarımız, Acılı Ailesine Başsağlığı Diliyoruz, Mekanı cennet ruhu sad olsun.
Bu haberi şu an 21 haziranı terk edip 22 hazirana girdiğimiz gecenin saat 01:42 de okudum ve bu acı ve bizim aile için çok üzücü olayı öğrenmiş bulunuyorum ancak inanın mutlaka sizin kadar değil ama eski bir komşu olarak eşimin en sadık ve samimi dostu olarak gerçekten çok üzüldüğümü belirtmek istiyorum.
Dostlar sizlerle aynı apartmanda oturmaktan çok mutluyduk buradan gitmeniz bizi gerçekten üzmüştü çok sık olmasa da arada telefonlarla görüşüyor ve teselli oluyorduk zaten rahmetli annenizle eşim birbirleri ile bacı olmuşlardı bu vesile ile ben manevi baldızımıda kaybetmiş oldum canlar çok şey yazmak istiyorum ancak yazacaklarım ın annenizi getireceğini bilsem inanın binler onbinlerce sayfalar yazarım.
Sevgili Nalan ve Ahmet kardeşler Güler ablamıza tanrıdan rahmet diliyorum sizlerin başı sağ olsun Allah sizleri esirgesin ölenle ölünmüyor metanetli olmak lazım ben biliyorum ki sizde bu metanet bu cesaret mevcut çünkü siz biz demokrasi uğruna cumhuriyet uğruna neleri ne canları kaybettik annenizi benim manevi baldızımı da onların yanına saygıyla sevgiyle göndermişsiniz keşke bize de bir alo deseydiniz ancak ne yapalım ölenle ölünmez hayat devam ediyor tekrar başınız sağ olsun başımız sağ olsun
Yazınızı okuduğumda annenizin ölümünü yeni öğrendim. "Acılar paylaşıldıkça azalır" denilir. Anne acısını hafifletmek güç olsa da acınızı yazıya dökerek tüm okuyanlarınızla paylaşmış olmanız umarım acınızı hafifletmiştir. Annenize Tanrıdan rahmet; size ve ailenize başsağlığı dilerim.