Yeni yıl, bahar, yaz… Haklı beklentilerimizin masum zanlıları onlar. BeklediÄŸimiz kiÅŸiyi aradığımız otobüs peronları, tren vagonları gibi anlık ilgimize maruz kalan, sonra vefasızlıkla başımızı çevirdiÄŸimiz hayat bölümleri. Görevli gibi yaÅŸarken bilinçsiz mutluluÄŸumuz ya da mutsuzluÄŸumuzun ‘hayırsız’ tanıkları. ‘Sözünde durmayan’ından, ‘gideni aratan’ından üstelik.Â
Tekdüze yaÅŸamımızın eli boÅŸ konuklarıdır mevsimler. Åžifa bekleyen hasta gibi gözümüz kapıda epeydir. Bir ÅŸeyler deÄŸiÅŸmeli, durumumuz düzelmeli. Yaz gelmeli, sezon açılmalı, hasat baÅŸlamalı… Herkesin umudu yazda bu yıl. ‘Ya olmazsa…’ seçeneÄŸine kimsenin tahammülü yok.Â
Böyle düşünmek rahatlatıyor bizi. Olasılıklara, rastlantılara baÄŸladığımızda çözümü, sonuç ÅŸans oluyor. Bizden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı kazanıyor ya da kaybediyoruz. Kuponlar yanıyor, biletlerden bir ÅŸey çıkmıyor, her ÅŸey bizim dışımızda geliÅŸiyormuÅŸ izlenimine kapılıyoruz. Yeni mevsimlere yeni umutlar yüklemeye devam ediyoruz.  Â
Oysa hayatımız eski bir televizyon oyununa benzedi, bardaklardan yapılmış bir kuleden bardak çekme oyununa. Birileri kulenin ne zaman yıkılacağını deniyor sanki. ‘Hadi ÅŸimdi de ayakta dur da göreyim’ der gibi tutunduÄŸumuz her ÅŸey elimizden alınıyor. Ayakta kalmanın koÅŸulları ortadan kaldırıldı. Hangi çıkışa yönelseniz karşınıza duvar çıkıyor. Hukuksuz yönetimler, emekleyen sermaye sahipleri, tohum tekellerinin kölesi çiftçiler, asgari ücrete mecbur edilen çoÄŸu sosyal güvencesiz işçiler, devlerin gölgesinde vefa arayan küçük esnaf ve milyonlarca iÅŸsiz. Seçmece çaresizlikler. Tüm bunlara karşın sorumlu tutulan mevsimler, küresel krizler… Kriz öncesi farklı bir tablo varmış gibi çarpıtılan gerçekler.   Â
Yaz baÅŸarabilir mi tüm bunları? YoksulluÄŸa, iÅŸsizliÄŸe, emeÄŸin deÄŸersizliÄŸine çözüm olabilir mi? Fırsat eÅŸitsizliÄŸine, insan hayatının ucuzluÄŸuna, gündem deÄŸiÅŸtirmek için harcanan hayatlara, sade yurttaÅŸ olmanın zorluÄŸuna çözüm bulabilir mi? Kayısının para yapmasını, kayısı gelirinin doÄŸru, dengeli ve adil dağıtılmasını saÄŸlayabilir mi? Malatya’nın boyun eÄŸdiÄŸi yoksulluÄŸa son verebilir mi? YaÅŸayan ve öldürülen kurumlardaki yaÄŸmayı durdurabilir mi?Â
Soruları çoğaltmak mümkün, biz ne istediğimizi bilmezsek, istediklerimizi elde etmek için demokratik mücadeleler vermezsek bizi kim kurtarabilir? İkinci bir Obama vakasına mı dönüştürdük yoksa yaz beklentilerini?
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir






Yorumlar
YaÅŸamadan yazmak...
Yaşayınca farklılıkları-çelişkileri anlamak...
Dolayısıyla teori üretmek...
Kolay gelsin!