Friday, Sep 10th

Last update:08:35:37 AM GMT

You are here:

Yağma düzeni

Yoğun bir dönem geçiriyoruz. Hafta sonu parti kongreleri ve Cumhuriyet Mitingi vardı. Hafta başında Türkan Saylan’ı yitirdik. Kürt sorununun çözümü için ‘fırsat yılı’ tartışması bir başka gündem maddesi. DTP’lilerin ifadelerinin nasıl alınacağı, Cumhurbaşkanı’nın ‘kayıp trilyon’ davasından yargılanıp yargılanamayacağı ayrışması... Türkiye’nin gündemini, bizim yazının giriş bölümünü dolduran başlıkları yazarken, okuyucu sıkma kaygısı duyuyorum. 

Çünkü halkın yukarıdaki gündem maddelerine birinci dereceden ilgi göstermediğini biliyorum. Bizim gibi sıradan yurttaşların gündemleriyle, Türkiye’nin gündemi bir süredir örtüşmüyor. Toplumsal heyecanımızı yitirdik. Birlikte mücadele edebileceğimiz, çözüm yaratmaya çalışacağımız, değişimi zorlayacağımız demokratik örgütler ve kurumlar kalmadı. 

Yaşadığımız sorunların nedenleri, bizim dışımızdaki etkenlere havale edildi. Çözümü birlikte aradığımızı sandığımız kişiler, değişim sırası kendilerine geldiğinde, çözümün önünde engel oldular. Kazı çalışmaları onların evinin altına gelmişti çünkü. Sonra o evin çevresinden dolaşmamız istendi. Bu, hevesimizi kırdı, umudumuzu tüketti. Bu ülkede elindeki gücü antidemokratik şekilde kullanan, kendine verilen yetkileri yağmalayan kişiler yalnızca yönetimde, sorumluluk makamında olanlar değil. Ortada bir yağma varsa hepimiz, farklı oranlar da buna ortağız. 

Eşini ezen erkek, çalışanının hakkını çalan patron, kendinden daha nitelikli olanını rakip olur korkusuyla engelleyen çalışan, küçük ‘uyanıklıklar’ yapan yurttaş, hukuku askıya alan yönetici, alışkanlıklarına zarar gelmesinden korkup susan ‘aydın’ kısacası eşitliği yok sayan herkes kendi çapında diktatördür. Küçük diktatörün, büyüğünü kınaması mümkün değildir. Çünkü ona aykırı gelen bir durum yoktur, o da orada olsa aynısını yapacaktır. Durum böyle olmasına karşın sorunlar da tükenmez. Yağma sürdüğü sürece ses çıkmaz belki ama kaynaklar tükendiğinde kargaşa oluşur. 

Yağma düzeni egemen olunca, tablonun bütününü kimse göremez. Herkes kendi payıyla meşguldür. Bugün Malatya’nın bir kalkınma reçetesi var mıdır? Türkiye’nin var mıdır? Malatya şunları, şunları elde ettiğinde Malatyalılar daha iyi yaşam koşullarına kavuşacaklar diyebiliyor muyuz? Aynısını Türkiye için söyleme olanağı var mı? 

Ülke gündemi ve halkın gündemi ayrıştığında asıl ‘bölünme’ o zaman yaşanır. Ve en tehlikeli bölünme de budur. Türkiye’de toplumsal hedefler koyarak bireyi, toplumsallaştıracak, Devlet’i insan odaklı ve demokratik hale getirecek bir siyasi oluşuma ihtiyaç olduğu kaçınılmazdır. Bunu ya hafta sonu kongrelerde yarışan partilerin sadık çocukları başarır ya da seçenekler en kısa sürede oluşur. Bekleyip, göreceğiz.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorumlar

İsim *
Email (DoÄŸrulama & Cevaplar)
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder