İstanbul’da yaşayan Malatyalılarla yaptığımız röportajların ilkinde sorularımızı yanıtlayan Avukat Leyla Han Tüzel; İstanbul’daki Malatyalıların nasıl yaşadıklarını anlattı. Avukat Tüzel, özellikle son 5 yılda tersine göçün yoğunlaştığını belirtti.
SUNUŞ
Merhaba, öncelikle bana yazma fırsatı veren Malatya Yenigün Gazetesi’ne sonsuz teşekkürlerimi bildirmek istiyorum. Sizlerin karşısına haftalık bir röportaj programıyla çıkacağım. Amacım Türkiye’nin en büyük metropol şehri olan İstanbul’daki Malatyalıların hayat hikayelerini size taşımak. Yüz ölçümü 5 bin 712 kilometrekare olan İstanbul, Malatya’nın bir ilçesi kadardır. Diğer yandan Malatya’nın yüzölçümü ise 12 bin 313 kilometrekaredir. Nüfus olarak Malatya’nın 10 katı olan İstanbul, Türkiye’nin her şehrinden insan barındırıyor. İşte Malatya da bu şehirlerden biri. Ben İstanbul’da bulunan Malatyalıların hayat hikâyelerini size taşırken, bir yandan da bu insanların göç nedenlerini, metropoldeki zorlukları da gözler önüne sermek istiyorum. Umut ediyorum ki sizlerle bu yolculuğun sonunda bir şeyler başarmış olacağım.
ZEYNEP AKTAŞ
İlk yazı, ilk röportaj ve heyecan dorukta. 4 gün önceden randevu saatini ayarladım, Avukat Leyla Han ile. Tam zamanında orda bulunmak için 1 saat önceden çıktım. Bana verilen adresi çok kolay bir şekilde buldum. Binanın kapısına geldiğimde nefes nefeseydim. Yorulduğum için değil, heyecanlandığım için. Büyük bir binanın kapısından içeri girdim. Büronun yeri birinci kattaydı. Merdivenin son basamağında, ilk olarak Avukat Leyla Han Tüzel tabelasıyla karşılaşıyor insan. Kapıda bir an durdum, derin bir nefes aldım ve kapıyı çaldım. Kapıyı bana 45 yaşlarında çok hoş ve bakımlı bir bayan açtı. Leyla Hanım ile görüşeceğimi söyledim, Adliye’de olduğunu, birazdan burada olacağını söyledi. İçeriye buyur etti. Oturdum, şöyle büroya bir göz gezdirdim. Bekleme odasında şık ama sade bir koltuk takımı vardı, öyle abartılı olmayan bekleme salonu sade ve derli topluydu. Yardımcısı bir kaç kere cebinden aradı ama telefona cevap vermedi. Bu arada bayanla güzel bir sohbet yaptık ve bu sohbet içimdeki heyecanı biraz olsun hafifletti. Birer çay içtikten sonra yardımcısı Gülser Hanım tekrar aradı. Bu defa telefona cevap verdi. Gülser Hanım benim geldiğimi ve beklediğimi söyledi. O da beklememi ve yolda olduğunu bildirdi.10 dakika sonra kapı çaldı. Yardımcısı kapıyı açınca onun geldiğini tahmin ettim. İçeriye orta boylu esmer minyon tipli çok hoş bir bayan girdi.
Elini uzatarak, “Hoş geldiniz, beklettiğim için kusura bakmayın” dedi. Beni odasına aldı. O andan itibaren bende sohbetimizin güzel geçeceğine dair güzel bir izlenim oluştu. Ben hiç vakit kaybetmeden hemen işe koyulmak istedim. Kayıt cihazımın düğmesine başlayarak ilk sorumu yönelttim.
LEYLA HAN TÜZEL KİMDİR?
Zeynep Aktaş: Merhaba. Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Her insan bir yaşam hikâyesine sahiptir. Siz de hikâyenizi bize anlatır mısınız?
Leyla Han Tüzel: 1968’de Malatya, Akçadağ’a bağlı, Kürecik nahiyesi Harunuşağı köyünde doğmuşum. İlkokul 1 ve 2. sınıfı burada okudum. Daha sonra ailem şimdi il olan, Kars Ardahan ilçesine göç ettiler. Orada mağaza açtılar. O dönemlerde bizim o taraflardan Kars’a bir göç vardı. Yani birkaç kişi, benim ailemden oraya gidip mağaza açtılar. Ben liseyi bitirene kadar orada yaşadım. Kalabalık bir aileydik. Aynı bina içerisinde iki daire kullanırdık. Yurtdışında yaşayan bir amcamın çocukları da bizimle kalırdı, onların eşleri de bizimle kalırdı. Oldukça kalabalık bir aile ortamda büyüdük. Daha sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Bir yıl Ankara’da okuduktan sonra yatay geçişle İstanbul Hukuk’a geçtim. İstanbul Hukuk’u bitirdim. 1990’da mezun olduktan sonra avukatlık yapmaya başladım. Halen Bakırköy’de serbest avukatlık yapıyorum. Evlendim; 1 oğlum var, ilkokul 2. sınıfa gidiyor. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde, derneklerde, bir dönem baroda komisyonlarda görevlerde bulundum. Kısaca yaşam hikâyem böyledir.
- Malatya Yenigün Gazetesi adına bu röportajı gerçekleştiriyorum. Malatya yerel basınını takip ediyor musunuz?
- Malatya basınını çok yakından takip etmiyorum. Ama dönem dönem Malatya’ya gidiyorum. Hem aile ziyaretleri için, hem de dernek çalışmaları sebebi ile. O bakımdan kısıtlı takip ediyorum. Ama gazetenizin varlığını biliyorum. Röportaj talebi geldiğinde de bir baktım tekrar, tabi gazeteyi çıkaran arkadaşı da öğrendim. Geçmişte İstanbul’da olduğunu, burada çalıştığı gazeteyi de öğrendim. Ama hani yerel televizyonlar var, başka yerel gazeteler var, ama onları çok yakından takip edemiyorum.
KÜRECİK’E GERİ DÖNÜŞLER BAŞLADI
- Siz sanırım, her yaz Kürecikliler Derneği’nin düzenlemiş olduğu şenliğe gidiyorsunuz. Kürecik bölgesinde yaşayan halkın kültürünü ve politikaya bakış açısını nasıl buluyorsunuz?
- Kürecikliler Derneği’nin yönetimindeyim halen, her yıl dernek orada şenlik yapmıyor. Ağırlıklı olarak İstanbul’da yapılıyor şenlikler. Şimdiye kadar iki şenlik düzenledik Kürecik’te. Bir dönem okullara kırtasiye ve kıyafet yardımı götürdük. Bir de Kürecik merkezinde bir kültür merkezi yapmaktayız. Bu nedenle gidip gelmekteyim. Geçen yıl orda güzel ve katılımlı bir şenlik düzenledik. En azından yazarları, şairleri, müzik sanatçılarını halkla buluşturduk. Siyasi parti milletvekilleri, temsilciler katılım gösterdiler. Oradaki halk için bu bir değişiklik oldu. Güzel bir buluşma oldu. Orada yoğun bir göç vardı. Dolayısı ile köylerin büyük bir kısmı boşalmıştı. Son 5 yıl içerisinde bir tersine göç başladı. İstanbul’da emekli olmuş ya da emekliliği olmayanlar, iş yaşamının dışına düşmüş insanlar köye geri dönüyorlar ya da kışın yurt dışında veya İstanbul’da kalıyorlar. İlkbaharın ilk aylarında, nisan gibi gidip orda kalıyorlar. Tabi burada başka bir sorun kendini gösteriyor. Su sorunu. Devletin yanlış politikası sonucu yapılan barajlar iklimi değiştirdi. Bu da bölgede ciddi bir kuraklığa sebep oldu. Bir su projesi var. Bu su projesi oradaki köyleri karşı karşıya getirdi. Dernek burada daha barışçıl, daha paylaşımcı bir çalışma sağlamak için muhtarları biraraya getirdi. Ama daha bu anlamda bir çözüm elde edemedi. Bu üzücü bir şey tabi. Bir de tabi kayısı üreticilerinin sorunları var. Kayısının para etmemesi, bir de yeni bir sorun olan maden şirketlerin maden aramaları ile ilgili sorunlar var. Bu anlamda da devam eden bir dava var. Bu da köyleri karşı karşıya getirdi.
Kürecikliler Derneği’nin halkı biraraya getirmek halkın tamamının çıkarını gözetmek gibi zorlayıcı bir tutumu var. Doğru bir tutum tabi. Kimi zaman başarılı oluyor, kimi zaman olamıyor. Ama en azından tutumunu ortaya koyuyor. Bunun meyvesini de zamanla alacağını düşünüyorumb. Kültür merkezinin faaliyete geçmesiyle bunun daha da net olacağını düşünüyorum.
İSTANBUL’DAKİ MALATYALI GENÇLER
- Türkiye genç bir nüfusa sahip olduğu için, İstanbul’da yaşayan genç Malatyalı sayısı da azımsanmayacak kadar yüksek. İstanbul’daki genç Malatyalı jenerasyon, kültürüne nasıl bakıyor, kültürünü sahipleniyor mu? Siz hem bir vakıf hem de bir dernek çalışanı olarak bunu nasıl gözlemliyorsunuz?
- Belirttiğiniz gibi vakıfta geçmiş döneme ait bir çalışmam yok. Yeni bir çalışma içerisine gireceğim, ama dernekte 1992’den beri yer alıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, İstanbul’un kendine özgü yapısı, bir sanayi kenti olması ve kapitalizmin getirdiği zorunluluklar nedeniyle buraya gelen insanların feodal bir takım değerlerden ya da mevcut aile ilişkilerinden uzaklaşması söz konusu. Bu uzaklaşma, okuyan gençlikte kendini başka bir şekilde, çalışan gençlikte de başka bir şekilde gösteriyor. Dernek ve vakıf bu soğukluğu giderebilmek için çeşitli faaliyetler gösteriyor. Vakıf içerisinde bir gençlik komisyonu var. Çeşitli etkinliklerle gençliği biraraya getirme çabaları harcıyor. Aslında bu toplumsal bir sorun. Kendi kültürümüz demek; insani bakış açısı, sosyal sorumluluk, asgari insani değerlerle yetişmek, kendi haklarına sahip çıkmak ve topluma karşı sorumluluk duymaktır.
Pek çok yörenin gençlerinde olduğu gibi bizim de gençlerimizde, suça itilme, bencilleşme, sadece kendini kurtarma fikri, günübirlik yaşamak ve tamamen kapitale yönelmek gibi bir sorun var. Bu bilinçli bir terci değil. Televizyonlar ve boyalı basının yönlendirmesi…
- Devlet politikasının pasifleşmiş gençlik tipini yaratması ve bunu aşılaması…
- Evet aynen dediğiniz gibi. Mesleki faaliyetlerim sebebiyle, ne yazık ki suç potansiyelinin yükselmiş olduğuna tanık oluyorum. Malatyalılar olarak aile bağlarımız sıkı olan bir halkız. Ama ne yazık gençlerimiz yaşadığı bölgede kendini kabullendirme gibi bir çaba sergiliyor. Bu da hiç alışık olmadığımız suç tiplerini doğuruyor. Tabi biz bu tür gençlerin ilgisini başka yönlere kaydırmalıyız. Sosyal faaliyetler, kendi değerlerine sahip çıkan, kendi ayakları üzerinde durabilen, donanımlı bir gençlik yetiştirme çabası içerisindeyiz.
YÖRE DERNEKLERİ DAYANIŞMAYI HEDEFLEMELİ
- İstanbul’da her ilden insan yaşamakta ve bu bağlamda her ilin, her ilçenin ve hatta hemen hemen her köyün bir derneği var. Siz bu tür yöresel derneklerin yani Malatya derneklerinin buradaki Malatyalılara ne tür katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
- Tabi bu da ayrı bir tartışma konusu. “Sadece yöremin derneğini açarım, bir de lokal açarım, mahallede oturan insanlar gelir çay-kahve içerler, hatta bir de oyun oynarlar.” Bu tür düşüncelerle hareket eden derneklerin tabi ki yöre insanına bir katkısı yoktur. Bir yöre derneği, diğer derneklerle dayanışma içerisine girebiliyorsa ya da dernek tüzüğünde olduğu gibi sosyal yardımlaşma, halkı yazarlarla, çizerlerle, sanatçılarla biraraya getiriyorsa böyle bir derdi varsa, olumlu bir dernektir, yararlı bir dernektir diye düşünüyorum.
MALATYA’DAN İSTANBUL’A KADINLARIN DURUMU
- İstanbul büyük bir kent. Yüzölçümü olarak Türkiye’nin küçük şehirleri arasında yer alıyor. Ama nüfus olarak en büyük metropoller arasında yer alıyor. Malatya’dan buraya göç eden kadın burada ne yapıyor? Siz bir avukat olarak toplumla iç içe olduğunuz için davalarda olsun, dernekte olsun bunu gözlemlemişsinizdir. Malatya’dan gelen kadın İstanbul’ da ne yapıyor? Sadece kadın tüketime mi yönelik, yaksa üretime de katkıda bulunuyor mu? Apolitik kadından politik kadına kadar genel bir soru?
Kadınlarımız ilk dönemlerde ev içinde çalışıyorlardı. Eğitim almış belli bir meslek sahibi olan kadın dışındaki kadının çalışması çok hoş karşılanmıyordu. Fakat zamanla ekonomik sebepler nedeni ile artık kadınlarımız çalışıyorlar. Malatya’dan gelen kadınlarımız buradaki kadınlarla ne yazık ki aynı kaderi paylaşıyorlar. Tabi kadınlarımız çok çabuk kendilerini geliştiriyor. Ekonomik olarak durumları dünden daha iyi değil. Ama artık kadınımız politikada da var. Yazan, çizen, sanatla uğraşan pek çok kadınımız var.
- Sohbetimizin başında da belirttiğiniz gibi bir göç hayatı yaşamışsınız. Malatya’dan Kars’a, oradan İstanbul’a gelmişsiniz. Belirttiğiniz gibi emekli olup Malatya’ya yerleşen azımsanmayacak bir nüfus var. Sizin de ileride emekli olduğunuzda Malatya’ya tekrar dönme gibi bir niyetiniz var mı, Malatya’yı tercih eder misiniz?
- Öncelikle uzun bir sure emekli olmayı düşünmüyorum. Hayat bize ne getirir onu da bilmiyorum. Ben, kendi insanımı seviyorum. İyisiyle kötüsüyle yanlışıyla doğrusuyla seviyorum. Olanaklarım el verirse orada, ileride gidip geleceğim bir yer yaparım.
- Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Umut ediyorum ki daha güzel çalışmalarda ileride tekrar beraber oluruz.
- Ben teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.









Yorumlar