Malatya Yenigün Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulunan MEV Genel Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, Malatya’nın bir köy haline dönüştüğünü söylerken, kimsenin sesinin çıkmadığını ve ilimizin ses tellerinin kesildiğini vurguladı. Özellikle AKP’li vekilleri eleştiren Parlak, “6-7 tane vekili var Malatyalının. Yüzde altmış oy aldılar AKP’den. Ne yaptılar Malatya’ya? Bana değmeyen yılan bin yaşasın. Ama bu yılan bir süre sonra seni sokacak. Milletvekiliysen, milletine vekillik yapacaksın” diye konuştu.
ZEYNEP AKTAŞ
İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü olan Malatya Eğitim Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Mesut Parlak ile kendisine, ülkenin gidişine ve gündeme dair konuştuk. Malatya Yenigün Gazetesi’ne sıcak ve samimi açıklamalarda bulunan Mesut Parlak, “Gelecekten kaygılı değil, umutluyum” dedi.
- Mesut Parlak kimdir?
- Mesut Parlak, 1940 yılında Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde, okuma yazması olmayan bir anne-babanın (baba sonradan okuma-yazma öğrendi) 6 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Mesut Parlak, Malatya’da büyüdü. İlk, orta ve lise eğitimini Malatya’da tamamladı.
Şimdi düşünüyorum da o zamanın öğretmenlerin hepsi profesör düzeyinde kendilerini yetiştirmiş, devamlı yeniliğe açık, aydın, çağdaş, vatan ve milletini seven, Cumhuriyete bağlı, ilkelere bağlı Atatürk ilkeleriyle genç kuşağı özdeşleştiren öğretmenlerdi. O öğretmenlerden eğitim aldık. Liseyi bitirdikten sonra Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi sınavlarına girdim. Ama kısmet tıp fakültesiymiş. Zaten çocukluktan beri de öyle bir özentim vardı. Bir gün babam rahatsızlanmıştı (Allah rahmet eylesin Fikret Bey vardı. Dr. Fikret Bey. Deli Fikret derlerdi ama çok güzel bir insandı). Evi de Hükümet Konağı’nın arka tarafındaydı. Koşarak gittim, gelirken de çantasını ben taşıyorum. Gelirken de konuşuyoruz, giderken de ben evine kadar çantasını taşıdım. O gün Dr. Fikret Bey bana model olmuştu.
Önce tıp fakültesinde başladım. Mezun olduktan sonra aynı yerde devam ettim. İlkin patoloji sonrada cerrahiyi okudum. Bitirdikten sonra baş asistan oldum. O arada askere gittim. Belli bir süre baş asistanlığı devam ettirdim. Daha sonra doçent oldum. Fakültede yönetim ve fakülte kurullarında üyelik yaptım. 5 yıl İstanbul Üniversitesi’nin senatörlüğünü yaptım. Üniversiteleri temsil eden senatör görevini yaptım. Hayatımda onurların en büyüğünü yaşadım bu görevi yaparken. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünü yaptım. Görev yaptığım süre içerisinde hiçbir hemşerimin, Malatyalının yüzünü kara çıkartmadım. Daima ilkelere bağlı, Cumhuriyete bağlı, doğruluk içerisinde görevimi yaptım. Bu konuda tüm Malatyalıların yüzünü ak çıkarttım. Asla kişilere yandaşlık yapmadım, sadece cumhuriyet ilkelerine yandaş oldum.
DENGELER EŞİT DEĞİL
- Bir eğitimci ve de bir eğitim kurumu başkanlığı yapmış biri olarak, günümüzün Türkiye’sindeki eğitime nasıl bakıyorsunuz?
- Ben, başlarken nasıl bir eğitim aldığımı size söyledim. Bugün Türkiye’de tabi tüm eğitim kurumları, yani Türkiye’nin doğusundaki batısındaki kuzeyindeki güneyindeki okulların durumları eşit. Ama dengeleri eşit değil. Koşullar eşit değil. Şimdi eğitim kimden alınır? Eğitimcilerden alınır. Ama günümüzün eğitimcisi kendi derdine düşmüş, karnını doyurma derdine düşmüş. Bugün üniversite hocasına 3 bin lira maaş veriyorsun. Profesör, bilim adamına 3 bin 600 lira maaş veriyorsun. Böyle bir şey var mı? Bu tür koşullarda, bunlar ortadayken burada oturup eğitimi tartışmamız son derece komiktir. Öğretmene kaynak yok, öğretmene maaş yok, sınıflar son derece kalabalık, öğretmen kendini yenilemiyor, burada tamamen devleti, Milli Eğitim Bakanlığını suçlayamayız. Öğretmenler de bu suçun içindeler. Hepimiz bu suçun içindeyiz. Hiç kendini yenilemeden, hiç düzeyini yükseltmeden, adet yerini bulsun diye 30 yıldır aynı dersi anlatan üniversite hocaları var daha. Bir şeyi eleştirmek çok kolay. Ama eleştirirken yapıcı olmak gerek. Bu işi nasıl çözeriz ona bakacağız.
Üniversitelerde en yüksek puanı alan öğrenciyi öğretmen yapacaksın. Çünkü bu çocuklar bu ulusun geleceğini yönlendirecekler. Temel eğitim dediğimiz eğitimi onlar veriyorlar.
Üniversitelerde bir kere, belki çok ters gelecek; kamu üniversitelerinde okuyanlardan bile bir ücret alınmalıdır. Durumu olmayanlar da sosyal güvenlik kurumundan yararlanmalıdır. Kurumun gücü yetersizse, meslek kredisi verin eğitimim boyunca… Ben bu katkını geri ödeyeyim.
- Hocam, ülkemizin yüzde 80’i zaten alt gelir düzeyinde. Okuyan çocukların da bu ailelerin çocukları olduğunu düşünürsek, bunu nasıl karşılayacaklar?
Vakıflar niye var? Bunu Osmanlı çok güzel yapmış. Bakın biz bunu çok iyi yapıyoruz. Üniversite eğitimine başlayan çocuklarımıza biz eğitim vakfı olarak burs veriyoruz. On beş bin öğrenci bizden burs almış, 1985’ten bu güne kadar. Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçemeyen öğrencinin bursunu kesiyoruz. Burada öğrencinin performansını ölçüyoruz. Devlet de bunu yapacak. Eğitimde eğer siz bir takım dinsel meseleleri, etnik meseleleri gündeme getirirseniz bu ülkede siz bir yere varamazsınız. Ayrıştırıldık. Balkanlarda, Çanakkale’de, Afganistan’da el ele şehit olan ataların çocukları ayrıştırıldık.
“MALATYA’NIN SES TELLERİ KESİLMİŞ”
- YÖK’ün var oluşuna nasıl bakıyorsunuz?
- Türkiye’deki üniversiter kurumları denetleyen bir kurum karşımızdadır. Olması gereken bir kurum diye düşünüyorum. Ben Malatya’ya gittim; Vali Beyden başlayarak, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü, Cem Vakfı, Diyanet İşleri Müdürü, partiler CHP, AKP, MHP, Ticaret Odası olmak üzere hepsini dolaştım. Ses telleri kesilmiş. Bu sessizlik yakında çok seslilik olacak. Bu sessizliğin sonu selamet değil. Bunu iyi düşünün biraz sesinizi yükseltin dedim.
Malatyalının meselesini inanın Malatyalıdan daha iyi biliyorum. Ben dört yıl rektörlük yaptım. Elimin altında her türlü hoca vardı. Bir telefonla Malatya’da neler yaptırırdım. Ama bir gün biri kapımı çalmadı. Bu kent artık bir kasaba olmuş. Her yerde pislik akıyor. Bu kentte nice devlet adamları yetişmiş. Bu kenti büyütelim. Bugün Malatyaspor başarısız oluyor, İstanbul’dakiler “Gelin Malatyaspor’a başkan ol” diyorlar. Kardeşim kendi başkanını içinden çıkar. İstanbul’daki anlamaz senin sorunlarından. Ben buna karşıyım. Dışarıdan ithal etmeyiniz. 6-7 tane vekili var Malatyalının. Yüzde atmış oy aldılar AKP’den. Ne yaptılar Malatya’ya? Bana değmeyen yılan bin yaşasın. Ama bu yılan bir süre sonra seni sokacak. Milletvekiliysen, milletine vekillik yapacaksın.
- AKP’nin yükselişini neye bağlıyorsunuz?
- Şimdi bu uzun bir süreç. Türkiye’de maalesef çok acımasız şeyler oldu. Ben TSK’ya kıyamam. Doğan grubunda yok mu? Var. ATV, Sabah grubunda yok mu? Var. Şimdi bir kurt için bir kasa elmayı ziyan edemezsin.
- Tayyip Erdoğan’ın halk diliyle konuşması, Kasımpaşa ağzıyla konuşması halkı kendine çekmiş olabilir mi? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Bir gün ben rahmetli Sabancı’ya dedim ki; sizi niye çok seviyorlar? Dedi, “Ben okul yaptım, şunu yaptım, bunu yaptım” dedim hayır siz dokunulabilir bir zenginsiniz. Halk o yüzden sizi seviyor. Tabi bir takım sosyolojik mağdurluklar yaşadılar. Bu toplum mağdurları sever.
- Bildiğim kadarıyla Tayyip Erdoğan’ın bir mağdurluğu olmadı.
- Hapis yatması onu mağdur etti.
“HÜKÜMETİ DIŞARIDAN KUVVETLER YÖNETİYOR”
- Ama bu ülkede nice insanlar var hapis yatan fikirleri uğruna. O bir şanstı Tayyip Erdoğan için.
- Tayyip Erdoğan o olayı çok iyi kullandı. Tabi bunlar olan şeyler. Ben yaşamım boyunca olmuş şeyleri bırakıp geleceğe bakarım. Gelecekte ne olacak? Geçmişi konuşmanın bir anlamı yok. Şu an demokrasinin gereği istesek de istemesek de AKP bu ülkenin hükümetidir. Bunu başardılar mı? Oy verenlere göre başardılar. Şu anda Türkiye’nin ekonomisi ne? Tabi şimdi olan olaylar 30-40 senedir var. Peki, şimdiye kadar neden bir açılım olmadı? Demek ki dışarıdan bir takım kuvvetler bu hükümeti yönetiyor. Bu tuzağa hükümet de düşüyor. Bu ülke bizim, bu hükümet de bizim.
- Peki, sonuç ne olacak?
- Orda Kürtler olacak. Niye çünkü petrol kuyuları var. İsrail de bunu istiyor Amerika da… Niye Saddam’ın kafasına vurdu? Demokrasi için mi? Tabi ki hayır. Oradaki petrolü kullanmak için… Yüzde 25 yönetimi Barzani’ye verdi. Şimdi ne olacak? ABD çekilirse iç savaş başlayacak, hep birlikte Kürtlerin canına okuyacaklar.
“KÜRTLERE ÖZERKLİK OLAMAZ”
- Daha düne kadar Kürt- Kürtçülük, bırakın açılım yapmayı, dile gelmiyordu. Bu açılımın sonunda sizce bölgede Kürtlere özerklik verilir mi?
- Öyle bir şey olamaz. Öyle bir şey olursa iç savaş çıkar. Bugüne kadar ölenler kimdi? Niye öldüler? Ölen de Kürt’tü, öldüren de Kürt’tü. PKK’yı yasadışı örgüt olarak görmek zorundasın. Zaten PKK dış güçler tarafında desteklenen bir örgüt. Aksi takdirde TSK’ya bu kadar direnmesi mümkün değildir.
Peki, ülke gündemini bir kenara bırakalım. Eğitim Vakfı olarak önümüzdeki aylarda sizin gündeminizde neler var?
- Tabi ülkedeki ekonomik kriz ne yazık hepimizi etkiledi. Vakfımızı da etkiledi. O yüzden bireysel olarak üst düzeydeki iş adamlarımızı, yönetim kurulu olarak ziyarette bulunuyoruz. Destek almak için. Zaten ilkelerimiz belli. Bu vakıftan burs alabilmek için ulusuna bağlı, performansı yüksek öğrencilere destek oluyoruz.
- Bursu sadece Malatyalılara mı veriyorsunuz?
- Hayır, ama çoğunluk Malatyalılara veriyoruz. Ama ülkemizin her kesimine burs veriyoruz.
- Hocam, kabul ettiğiniz ve bu güzel sohbeti paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
- Asıl ben teşekkür ederim. Hayatında başarılar dilerim.









Yorumlar