E-GAZETE
KARİKATÜR

Ermeni’ye mezarında da rahat yok

07 Şubat 2012, 11:07
Ermeni mezarlığının bir hizmet ihtiyacını karşılamak için hayırsever Ermeniler Derneğinin (HAYDER) öncülüğünde ve yine Malatyalı Ermenilerin maddi katkılarıyla yapılmakta olan bekçi evi, gasilhane ve son dua yeri inşaatı Malatya Belediyesi tarafında yıkılıyor ve yıkım işlemi inşaat yapım müsaadesi önceden verilmiş olmasına rağmen gerçekleştiriliyor. 

Malatya Belediyesi, görevinin bir gereği olarak Ermeni mezarlığının bu ihtiyacını bizzat kendisinin karşılaması gerekirken yasalardaki bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi üstüne üstlük önceden yapımına müsaade ettiği inşaatı, inşaatı yaptıran şahıslarla ve yasalarla alay edercesine yıkımı gerçekleştiriyor.


Yıkımdan sonra Malatya Valiliği tarafından “yasal durumun incelendiği, konunun yasal çerçevede değerlendirileceği ve gereğinin yapılacağı” açıklaması yapılıyor.  
Yine yıkımdan sonra Malatya Belediyesi tarafından da “yıkım işleminin yanlışlıkla yapıldığı, yapım onayı olmayan bekçi evinin yıkılması için görevlendirilen yıkım ekibin yanlışlıkla yapının tamamını yıktığı, yanlışı yapanlar hakkında gereğinin yapılacağı ve yapılan yanlışın da telafi edileceği” açıklaması yapılıyor.


Tabi bu açıklamalar idarecilerimizin maalesef olayların neresinde olduğunu göstermesi anlamında önemlidir; 
“İdarecilerimiz hala olayların peşindedir ve henüz olayların önüne geçememişlerdir” İdarecilerimizin, her kararın her kademede verilemeyeceğini ve bunun risk yönetiminin bir gereği olduğunu ve bu anlamda özellikle “toplumsal barış, halkın sağlığı, can ve mal güvenliği” gibi kritik kararların en üst seviyedeki yöneticiler tarafında verilmesi gerektiğini bilmeleri gerekirdi.

Yıkımdan sonra, geçmiş olsun demek gerek. 
Bir kere testi kırılmıştır.


Esas olan testinin kırılmamasıdır. 
“Yapılan yanlışın” telafisi maddi anlamda belki mümkündür ancak manevi anlamda “yapılan yanlışın” telafisi mümkün değildir.

Yıkılan yapıda, Ermeni hemşerilerimizin “alın teri ve emekleri” vardı. 
Yine yıkılan yapıda, Ermeni hemşerilerimizin geçmişlerine “manevi borçlarını ödemek” ve “hayırlarını sunma” niyetleri vardı.

Yıkımla birlikte hepsi yerle bir edilmiştir. 
Yıkımla eşyanın hikâyesi değiştirilmiştir.

Bu saatten sonra bir başkasının katkısı ile yapılacak yapılara “aynı anlamı yüklemek” mümkün değildir. 
 
Ve yine hiçbir şey bu yapılan yanlışı, “yanlışı yapanların yakasından söküp atabilme” gücüne sahip olamayacaklardır.

Neticede; Bu yıkım yanlışı bir kez daha foyamızı fena halde ortaya koymuştur. 
Toplumsal barış için ihtiyaç duyulan gerekli hassasiyet ortaya konulmadığı gibi aksine yasaların da dışına çıkılarak, kabul edilemez bir hoyratlık sergilenmiştir.

Yasalara rağmen maksadı aşan bir yıkım gerçekleştirilmiştir. 
Aynı hoyratlığı Malatya Belediyesi bir başka anlamda “imar yolsuzluğundaki” tavrı ile de ortaya koymuştur. 
Yasalara rağmen yıkılması gereken binalar korunmuştur.

Yasalara rağmen Malatya Belediyesi maksadı aşarak sözde kamu kayıplarının telafisi adı altında usulsüzlük yapmakla suçlananlar ödüllendirilmiştir. 
Bu iki farklı davranış “hukukun üstünlüğü” ve “genel ahlak” noktasında nerelerde olduğumuzu bizlere göstermesi anlamında önemlidir.

Bulunduğumuz yerde söz tükenmiştir.
Bu noktada, varsın Malatya Belediyesi Ermeni mezarlığındaki küçücük bir “bekçi evini” yıkmakla “Malatya’nın imar namusu”nu kurtarmış olmakla avunsun dursun…







Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...