Uçak Bilimleri Uzmanı Ali Dağdelen, füze radar sistemiyle ilgili bilgilerin masumlaştırıldığını belirterek, NATO tarafından Malatya’nın Kürecik köyünde kurulacak olan füze radar sisteminin insan sağlığı ve doğa için ciddi tehlike oluşturabileceği uyarsında bulundu.
Malatya Belediye Meclis eski üyesi ve Emekli Hava Albay Ali Dağdelen, Füze Radar sistemini Yenigün gazetesine değerlendirdi.
NATO tarafından Kürecik köyünde kurulacak olan füze radar sisteminin insan sağlığı ve doğa için ciddi tehlike oluşturabileceği uyarsında bulunan Dağdelen, “Bu sistem, barışa hizmet etmemektedir. Türkiye’nin ve özellikle de Malatya’nın yararına değildir. ABD, NATO’yu kullanarak, sömürü düzenini küreselleştirmeyi, bunu yaparken askeri harcamalarını müttefiklerinin sırtına yüklemeyi ve silah satarak silah sanayisi ile kendi ekonomisine girdi sağlamayı hedeflemektedir.
Diğer taraftan ABD, NATO şemsiyesi altında, silaha dayalı sürdürülen bu sömürü düzeni ile hak ve adaleti yok sayan, güçlünün haklı olduğu adaletsizliği dayatmaktadır. Bu anlamda, Kürecik’e kurulacak olan radarın esas amacı; ABD, İsrail ve AB’nin Ortadoğu ve Afrika’daki çıkarlarını korumaktır” dedi.
“GERÇEK SAPTIRILIYOR”
Rusya ve Çin’in kende füze kalkanı sistemlerini yaptıklarını belirten Dağdelen, şöyle devam etti: “Bu bölge ve bu bölgeden geçen başta enerji kaynakları olmak üzere tüm taşınabilir değerlerin batıya güvenle transfer edilebilmesini güvence altına almaktır.
Bununla birlikte, Ortadoğu ve Afrika’ya yönelik emelleri olan özellikle Çin ve Rusya gibi ülkeleri de bu bölgeden uzak tutarak, caydırıcılık görevi yapmaktır. Bilindiği üzere ABD, Füze Kalkanına neden ihtiyaç duyulduğuna, İran, Kuzey Kore ve uluslararası terör tehdidini gerekçe olarak ileri sürmektedir.
ABD’nin bu gerekçesine Rusya ve Çin haklı olarak katılmamaktadır.
Çin ve Rusya’ya göre; ‘ABD İran ve Kuzey Kore’yi maksatlı ileri sürerek gerçeği saptırmaktadır. Füze Kalkanının gerçek hedefi Rusya ve Çin devletleridir. ABD, Füze Kalkanını kullanarak Rusya ve Çin devletlerinin bölgede ve dünyadaki etkinliğini kırmaya çalışmaktadır.’ Bu noktadan hareketle, Rusya ve Çin ortak çıkarlarını korumak için kendi füze kalkanı sistemlerini kurma girişimi içerisine girmişlerdir.”
“İSRAİL’İN DOĞUDAN GELECEK TEHDİTLERE KARŞI ZAAFI VAR”
ABD güdümünde oluşturulan Füze Kalkanı Sisteminin hâlihazırdaABD, Kanada, İsrail, Japonya, İspanya, İngiltere, Avustralya ve Hollanda ülkelerinde kurulu ve çalışmakta olduğunu, ayrıca, 2020 yılı sonuna kadar Türkiye, Polonya, Romanya, Çek, Tayvan ve Güney Kore ülkelerine de kurulmasının planlandığını ancak sistemin Türkiye’ye kurulumu 2020 yılına planlanmasına rağmen taktiksel bir takdir ve/veya bölgedeki sıcak gelişmelerin bir gereği olarak sistemin Türkiye’ye bir yıl içerisinde kurulacağının ABD tarafından açıklandığını anımsatan Dağdelen, şöyle davam etti: “Kamuoyunda, İsrail’in, füze savunma sistemine sahip olmasını gerekçe göstererek, İsrail’in, Kürecik’te kurulacak olan radara ihtiyaç duymayacağı iddiaları doğruyu yansıtmamaktadır. İsrail’de füze kalkanı mevcut olduğu halde Kürecik’te bir başka radara ihtiyaç duyulması daha ziyade teknik sebeplere dayanmaktadır.
Teknik olarak radarların bir fiziki engelin arkasını görebilme kabiliyetleri bulunmamaktadır. Ayrıca dünya yüzeyinin eğiminden dolayı da, radarlar konuşlandırıldığı noktadan belirli bir mesafeye kadar alçak irtifaları izleyebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı radarların hedeflere belirli bir yakınlıkta ve aynı zamanda bu yakınlığın radarın güvenliğini tehlikeye sokmayacak bir uzaklıkta olmasını gerektirmektedir. İsrail bildiğiniz gibi sahil kenarına konuşlanmıştır.
Deniz seviyesinin biraz üzerinde bir rakıma sahiptir. İsrail’deki mevcut radar sistemleri denizden veya batıdan gelecek tehditlere karşı etkili olabilir ancak doğudan gelecek tehditlere karşı zaafı bulunmaktadır.
İsrail’in hemen doğusunda yükselen dağlar, doğal engeller ve İsrail’in düşük rakım üzerine konuşlanmış olması, İsrail’deki sistemin bölgeye tam hâkim olmasını engellemektedir.
Bu engeller, hedefi gözleme ve izleme noktasında kör koridorlara neden olmaktadır. Bu kör koridorlar İsrail güvenliği için birer zafiyettir. Diğer taraftan Kürecik radarının 2700 metrelik bir rakım üzerine konuşlanması, bu radara bölgeye hâkim olma imkânı sağlamaktadır. Kürecik radarının bölgeye hakim olabilme durumu, İsrail’in güvenlik zafiyetini giderebilecek imkan ve kabiliyettedir.
“RADAR, ORTADOĞU’YU KONTROL ETMEK İÇİN KURULUYOR”
Bir anlamda İsrail, kendi hava kontrol ve ihbar güvenlik zafiyetini gidermek ve güçlendirmek için Kürecik radarına muhtaçtır. Bir başka anlamda, Kürecik radarı, İsrail radar sistemini tamamlayacak ve yedekleyecektir.”
Kürecik bölgesine kurulacak olan radarın sadece İsrail’in güvenliğini hedeflemediğini belirten Dağdelen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Füze Kalkanı sisteminin diğer ülkelerdeki konuşlanmasına bakıldığında, bu projenin dünyayı kontrol (zapturapt) altına almayı hedeflediği görülmektedir.
Bu projenin en can alıcı noktası, Kürecik radarının özel durumudur. Bu özel durum Çin ve Rusya’yı tetikleyen gerekçenin de nedenidir. Bu özel durum, Kürecik radarının jeostratejik pozisyonundan kaynaklanmaktadır.
Kürecik radarının pozisyonu ve kontrol alanının önemi, bozuk olan dünya sömürü paylaşımında, Kürecik’i elinde tutandan yana çok önemli avantajlar saglıyacak niteliğindedir. Kürecik radarının kontrolünde olan bölge, dünyanın ihtiyaç duyduğu enerjiyi içinde barındıran ve dünya ticaret hareketinin de stratejik kavşağı durumundadır. Dünya’yı zapturapt altına almayı hedefleyenlerin öncelikle Ortadoğu’yu ve Süveyş Kanalı’nı oradan da Hint Okyanusu’na çıkışı zapturapt altına almak zorundadırlar.
Ayrıca, halen bakirliğini koruyan ve üzerinde paylaşım kavgasının şiddetle sürdüğü Afrika kıtasına açılan kapı da yine bu bölgedir. İşte, Kürecik’te kurulacak radarın Rusya ve Çin devletlerini tetiklemesinin altındaki nedenler de bunlardır.
Bu nedenler, yeni bir soğuk savaş oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Bu soğuk savaşta, batı bloğu adına başta Türkiye olmak üzere İsrail ve Suudi Arabistan’a ileri karakol görevi görünmektedir.”
“KALKAN KÜRESEL SERMAYENİN ÇIKARLARI İÇİN KURULUYOR”
Füze Kalkanı projesi topyekûn bir aktif savunma sistemi mantalitesi ile tasarlandığını belirten Dağdelen, “Ayrı, ayrı bir bütünün, bir sistemin parçaları olan bu kalkanlar fonksiyonel olarak birbirlerini tamamlayan bir zincirin halkaları gibi çalışacaklardır. Birbirleriyle bilgi alışverişi içerisinde olacaklardır.
Kürecik’e kurulacak olan radar ile hâlihazırda İsrail’de mevcut füze kalkanı da bu sistemin birer parçalarıdır. Bu iki unsurun, Kürecik radarı ile İsrail Füze Kalkanının birbiri ile bilgi alışverişi içerisinde olmaması sistemde güvenlik zafiyeti yaratacağından bu durumun ABD, AB ve İsrail tarafından kabul edilmesi mümkün değildir” dedi.
“FÜZE RADARI HALKIN YARARINA DEĞİLDİR”
NATO tarafından Kürecik bölgesine kurulacak füze radar sisteminin kesinlikle halkın yararına olmadığını ama AKP hükümeti tarafından füze radar sisteminin kurulmasına onay verdiğini kaydeden Dağdelen, “Türkiye, predator desteğinin devam etmesi veya predator aygıtına sahip olma karşılığında, ABD’nin Füze Kalkanı dayatmasına evet demiştir.
AKP, bu gerçeği de Türkiye halkından kaçırmıştır. Bu silah sağlığımız için tehdit oluşturmaktadır. Ancak bu tehdidin boyutu ne olur bunu bugün tespit edebilme imkânımız bulunmamaktadır.
Bu alanda araştırma yapan veya yaptığını iddia eden kuruluşlar da hiçbir zaman tam doğruları söylememektedirler. Çünkü bu kuruluşların sponsorluğunu silah üreten firmalar veya devletler yapmaktadır. Bu nedenle, doğru bilgilere ulaşabilme imkânımız bulunmamaktadır” dedi.
Uçak bilimleri uzmanı olduğunu belirten Dağdelen, açıklamasını şöyle bitirdi: “Uçak radarları çalıştırıldığında, belirli mesafenin sağlık için tehlikeli olduğunu ilgili uçağın teknik dokümanları belirtir ve genelde uçaklar sistem kontrolü dışında, yerde radarlarını kapalı tutarlar.
Bu anlamda sabit radarların veya bizim konuştuğumuz radarın, hem uçak radarlarından hem de endişe ettiğimiz diğer cihazlardan çok daha zararlı olabileceğini değerlendiriyorum.”